25 Kasım 2014 Salı

Şükran Yiğit - Çatıkatı Aşıkları

Uzun süredir size Şükran Yiğit'ten bahsetmek istiyorum öyle böyle değil ama baya baya. Kendisiyle Ankara Mon Amour kitabı ile tanıştım. Dilini,sade tarzını, anlatım şeklini çok çok sevdim. Kışın çok sert geçtiği Ankara da Şükran Yiğit'in okuduğum iki kitabı da beni hemen ısıttılar sağ olsunlar ;) Yazarın daha önce Ankara Mon Amour kitabıyla başlayan serüvenime Çatıkatı Aşıkları ile devam ettim. Çok büyük bir beklenti içinde başladığım kitap beni hayal kırıklığına uğratmadı ve daha önce okuduğum kitabın da üzerine çıktı beni fazlasıyla, ziyadesiyle mest etti okurken.




Şükran Yiğit'in öyle sıradan bir sihri var ki okurken yahu ben bu kitabı bu kadını daha önce nasıl oldu da keşfedememişim diye yakınıyorsunuz. Bu söylemi pek çok kişiden duymuştum aynı hayıflanmayı bende yaşadım. Karşılaştırma yapmak tabi ki haddim değil ancak bugün okuduğumuz pek çok kadın yazardan daha iyi kalemi. Mesela Ayşe Kulin artık kendini tekrarlamaya başladı ya da Canan Tan zira bu yazarları da severek okuyorum ama kendini sürekli tekrarlayan yazarlara karşı da bir antipati beslemeye başlamadım desem yalan söylemiş olurum.


Bu kadar politik konuşma yeter kitabın içeriğine gelmek istiyorum. Yolları Arnavutköy'de kesişen üç kişi düşünün. Laden,Mercan ve Süreyya. Üç farklı kişilik, üç farklı yaşam ve üç farklı geçmiş. Her şey Süreyya'nın çatıkatı'nda bulunan iki dairesini kiraya vermesiyle başlar ilanın başlığı ise daha şaşırtıcıdır. ''Niteliksiz Adamla -Güneyli Bayan sıfatlarını taşıyan iki kiracı arıyorum''.İlanı gören Niteliksiz Adam, Mercan - Güneyli Bayan ise Laden olur. Üçlü kah Süreyya'nın kırtasiye dükkanında, kah evinde birer sıcak çayla bazen de bir kadeh şarapla geçmişlerine yolculuk yaparlar. Hep sırları vardır her birinin söylenmesi zor ve hep bilinmeyen birinin gölgesi eşlik eder onlara. Mercan'ın soğuk mesafeli tavırlarına karşın, Laden'in sıcakkanlı, güler yüzlü bakışlarıyla hayatına başka anlamlar girer Süreyya'nın.  O sıralar her şey yolunda giderken 10 senelik tanışıklığı bulunan ve bir gün ani bir mektupla aslında gerçekte hiç tanımadığı Berrin Hanım'ın kim olduğunu öğrenince ve onun kabusu haline dönüşünce bugüne kadar kalbinin en derinliklerinde sakladığı sırrı Laden ve Mercan ile paylaşmaya kabuslarından kurtulmaya karar verir Süreyya. Bu serüvende kendi aşklarını, ailesini, kendi tarihleri arasında sızılı bir yolculuk onları bu üç kişiyi beklerken onların günahlarını ve yüzleşmelerini de bize fısıldamaktan geri durmaz hayat.



Bu sene okuduğum en güzel kitaplardan biriydi hiç kuşkusuz siz Şükran Yiğit ile hala tanışmayanlardansanız acele edin derim zira benim okumadığım bir adet Şükran Yiğit kitabı kaldı.


Keyifli haftalar ;)





Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

25 Kasım 2014 Salı

Şükran Yiğit - Çatıkatı Aşıkları


Uzun süredir size Şükran Yiğit'ten bahsetmek istiyorum öyle böyle değil ama baya baya. Kendisiyle Ankara Mon Amour kitabı ile tanıştım. Dilini,sade tarzını, anlatım şeklini çok çok sevdim. Kışın çok sert geçtiği Ankara da Şükran Yiğit'in okuduğum iki kitabı da beni hemen ısıttılar sağ olsunlar ;) Yazarın daha önce Ankara Mon Amour kitabıyla başlayan serüvenime Çatıkatı Aşıkları ile devam ettim. Çok büyük bir beklenti içinde başladığım kitap beni hayal kırıklığına uğratmadı ve daha önce okuduğum kitabın da üzerine çıktı beni fazlasıyla, ziyadesiyle mest etti okurken.




Şükran Yiğit'in öyle sıradan bir sihri var ki okurken yahu ben bu kitabı bu kadını daha önce nasıl oldu da keşfedememişim diye yakınıyorsunuz. Bu söylemi pek çok kişiden duymuştum aynı hayıflanmayı bende yaşadım. Karşılaştırma yapmak tabi ki haddim değil ancak bugün okuduğumuz pek çok kadın yazardan daha iyi kalemi. Mesela Ayşe Kulin artık kendini tekrarlamaya başladı ya da Canan Tan zira bu yazarları da severek okuyorum ama kendini sürekli tekrarlayan yazarlara karşı da bir antipati beslemeye başlamadım desem yalan söylemiş olurum.


Bu kadar politik konuşma yeter kitabın içeriğine gelmek istiyorum. Yolları Arnavutköy'de kesişen üç kişi düşünün. Laden,Mercan ve Süreyya. Üç farklı kişilik, üç farklı yaşam ve üç farklı geçmiş. Her şey Süreyya'nın çatıkatı'nda bulunan iki dairesini kiraya vermesiyle başlar ilanın başlığı ise daha şaşırtıcıdır. ''Niteliksiz Adamla -Güneyli Bayan sıfatlarını taşıyan iki kiracı arıyorum''.İlanı gören Niteliksiz Adam, Mercan - Güneyli Bayan ise Laden olur. Üçlü kah Süreyya'nın kırtasiye dükkanında, kah evinde birer sıcak çayla bazen de bir kadeh şarapla geçmişlerine yolculuk yaparlar. Hep sırları vardır her birinin söylenmesi zor ve hep bilinmeyen birinin gölgesi eşlik eder onlara. Mercan'ın soğuk mesafeli tavırlarına karşın, Laden'in sıcakkanlı, güler yüzlü bakışlarıyla hayatına başka anlamlar girer Süreyya'nın.  O sıralar her şey yolunda giderken 10 senelik tanışıklığı bulunan ve bir gün ani bir mektupla aslında gerçekte hiç tanımadığı Berrin Hanım'ın kim olduğunu öğrenince ve onun kabusu haline dönüşünce bugüne kadar kalbinin en derinliklerinde sakladığı sırrı Laden ve Mercan ile paylaşmaya kabuslarından kurtulmaya karar verir Süreyya. Bu serüvende kendi aşklarını, ailesini, kendi tarihleri arasında sızılı bir yolculuk onları bu üç kişiyi beklerken onların günahlarını ve yüzleşmelerini de bize fısıldamaktan geri durmaz hayat.



Bu sene okuduğum en güzel kitaplardan biriydi hiç kuşkusuz siz Şükran Yiğit ile hala tanışmayanlardansanız acele edin derim zira benim okumadığım bir adet Şükran Yiğit kitabı kaldı.


Keyifli haftalar ;)





0 yorum:

Yorum Gönder