Patasana - Ahmet Ümit

Selamlar ! :)

Yeni bir macera, yeni bir hayat bitirmenin şaşkın varoluşu ile yine yeniden sizlerle buluştum kitap kardeşlerim ! :) Ahmet Ümit'in okumuş ve de az önce bitirmiş olduğum kitapcağızını taze taze yorumlamak istiyorum müsaade ederseniz :)



Ahmet Ümit okumayalı baya olmuştu. Zeynep'in yılbaşı çekilişinden kazandığım ''Kavim'' kitabını tadı damağımda kalarak okumuş ve sonra bizim Zepzep'e bana başka tavsiye edebileceğin Ahmet Ümit kitabı var mı dediğimde bana ikiletmeden kesinlikle '' Patasana 'yı '' okumalısın çok seveceğini düşünüyorum demişti ben de esas kitap kurdu kişisi olarak Zeynep bana ne dediyse onu yaptım ve hemen ''Patasana'' adlı kitabı edindim ve yine tadı damağımda kaldı aa dostlar !




Ahmet Ümit'in okuduğum 3. kitabı oldu Patasana. Kitabın içeriğinden hemen bahsediyorum vakit kaybetmeden sizlere. Gaziantep yakınlarındaki antik Hitit kentinde bir kazı. Üç bin yıl önce yazılmış tabletler ve bu tabletlerin kazıyla beraber gün ışığına çıkarılmaya başlanması. Tabletlerin çıkarılmasıyla beraber yörede işlenen esrarengiz cinayetler silsilesi. Bu tabletleri yazan Patasana'nın yaşamının acı gerçekleri. Hititlerin o dönemdeki yaşayışları,savaşları, tükenişi , Asurlular ile mücadeleleri ama en çok da yazman Patasana'nın aşkı ve ülkesi arasında kalması. Yaşadığı korkunç trajediler ve kendiyle acı imtihanını bu tabletlere dökerek insanlığın ileride bu tabletleri bulup okuyarak geçmişte yaptıkları hataları tekrarlamalarına engel olmak isteyişi. Tabletleri bulan genç bilim adamlarının yöredeki kazıyı gerçekleştirirken peş peşe işlenen cinayetlerle yazman Patasana'nın üç bin yıl önce yazdığı şeyler arasındaki pararellikler. Kürt sorunu, Osmanlının Techir Kanunu ile göç ettirilen Ermeni sorunu ve soykırım iddiaları... Kazı ile beraber gelişen bir imkansız aşk ve işlenen amansız cinayetler yaşananları daha da alevlendirecek mi yoksa üzerini mi örtecektir ?


Kitabı daha önce okuduğum ilk iki Ahmet Ümit romanıyla karşılaştırınca Kavim hala 1. sıradaki yerini koruyor :) Bu kitabı okumadıysanız ve polisiye türündeki kitaplara meraklıysanız tavsiye ederim efendim :)


Gaziantep yakınlarıdaki Antik Hitit kentinde bir kazı. Üç bin yıl önce yazılmış tabletler. Tabletlerin bulunmasıyla başlayan cinayetler. Yazman Patasana'nın itirafları. Parlak güneydoğu güneşinin altında karanlık sırlar... Hititlerin tükenişi, Asurlular... Osmanlının son dönemleri, Ermeniler... Günümüz Türkiyesi, Kürtler... Akan kardeş kanı... Bu toprakların değişmeyen yazgısı: Şiddet ve aşk... Bu topraklardaki kanlı tarihe bir ağıt... Bu toprakların zengin kültürüne bir güzelleme... 

"Ben zalimler çağında yaşayan bir alçaktım. Tanrıların korkak haline getirdiği bir alçak. Alçakların en acınacak olanı, en tiksinti vereni. Yüreğini dalkavukluk, aklını düşmanlıkla besleyen sinsi bir saray yazmanı. Bedenine sinmiş soylu nefretini, görkemli giysilerin yüzündeki derin acıyı, tunçtan daha katı bir mutluluk maskesinin ardına gizleyerek Hatti kralının emrine koşan ikiyüzlü bir tören adamı. Sevdiği kadın, aşkı uğruna ölürken, kralına bağlılığın vakarıyla ellerini göğsünde kavuşturarak sessiz kalmayı seçen, yeryüzünün en onursuz erkeği. Erkeklerin yüz karası. Aşkı için ölmenin yüceliği yerine, sarayın taş duvarlarında büyüyen kendi değersiz varlığının görkemli gölgesine sığınmaktan çekinmeyen, sefihlerin en rezili. Ben ölüler içinde yüzen, ben, tanrılar tarafından alnına, 'Sonsuza kadar acılar içinde kıvranacaktır,' yazılan Saray Başyazmanı Patasana." 
(Tanıtım Bülteninden)








Yorumlar

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Haydar Ergülen - Öyle Küçük Şeyler

Tiyatro - Annemin Son Çılgınlıkları

Nermin Yıldırım - Dokunmadan