7 Ocak 2015 Çarşamba

Hasan Ali Toptaş - Sonsuzluğa Nokta


"... İnsan, ne denli çaba gösterirse göstersin ve kaçınılmazlığına ne denli inanırsa inansın, ayrılığa hiçbir zaman hazırlanamıyor çünkü. Hazırım, dediği anda bile içinde ele geçiremediği bir nokta kalıyor sürekli; ayrılığa alıştıramayacağı, sızlanışlarını durduramayacağı bir nokta... belki de, yalnızca bu noktanın ele geçirilemeyişi yüzünden, birçok terk ediliş anında gerekli gereksiz bir yığın şey konuşuyor insanlar; içlerindeki o noktayı örtebilmek için gülünç tartışmaların tozuna dumanına boğuluyorlar, geçmişe ve geleceğe acımasızca saldırıp kendi yarattıkları harabelerin ortasında yuvarlanıyorlar. O nokta yüzünden hüngür hüngür ağlayanlar da var belki, köpek gibi yalvaranlar, kendilerini içkiye, kumara vuranlar, dövüşenler, sızanlar, yaralananlar, hatta kendilerini kendilerine vuranlar da var."



Yeniden Merhaba ;) 


Giriş olarak etkileyici cümleler seçmek istedim dostlar bu cümleleri okuyanlar benim kimden bahsedeceğimi anladılar aslında ya da şöyle söylemeliydim belki de yazarın müdavimi olanlar bu cümleyi okuduklarında benim kimden bahsedeceğimi anladılar ;)   Evet evet bugün çok çok sevdiğim Hasan Ali Toptaş'tan bahsedeceğim ve onun en son okuduğum kitabı '' Sonsuzluğa Nokta'' ' ısından. 


Hasan Ali Toptaş'ın bugüne kadar 6 kitabını hatmettim efendim.Sırasıyla hemen söylüyorum isimlerini :

  • Ölü Zaman Gezginleri,
  • Ben bir Gürgen Dalıyım,
  • Gölgesizler,
  • Bin Hüzünlü Haz,
  • Yalnızlıklar ( Blog da yorumu mevcut ! :) ve en son 
  • Sonsuzluğa Nokta




Hasan Ali Toptaş eserlerini yazarken hangi ruh haliyle oluşturuyor doğrusu çok merak ediyorum adam ne yazarsa yazsın güzel yazıyor mesela ''Yalnızlıklar'' kitabındaki şiirleri beni benden aldı mest etti sonra okuduğum her kitabı beni biraz daha kendine çekti âşık etti. Kendini anlatmanın derdinde değil yazar ben yazarım siz okuyun okudukça da beni zaten anlarsınız bana aşina olursunuz diyor doğru da söylüyor bir kere okumanız bu yazarı sürekli onun kitaplarını alıp okuma hissiyatı veriyor insana bilmiyorum size de öyle olacak mı yoksa sırf benim için mi geçerli bu olay :) ama etrafımda onu okuyan insanlardan birinin bile onu yazdığı eserleri sevmediğine şahit olmadım olacağımı da sanmıyorum kendine özgü harika bir kalemi var Toptaş'ın dilerim o hep yazar ve biz onu hep okuma fırsatını yakalarız. 

Kitabın içeriğinden bahsediyorum hemen gene çok konuştum :)  Kitabımızın kahramanı ''Bedran''.
Bedran, geçirdiği bir kaza sonucu sakat kalan, evli ve babasıyla ilişkisi çocukluğundan beri çok dolambaçlı olan hayatta anlamlandıramadığı şeylerin içinde kaybolan silik bir kişilik. Kimliğini kazanamayan biri Bedran, çocukluğundan beri babasından korkan, ondan çekinen hayatta hiç duruşu olmayan biri. Kitabı okurken Bedran'ın kaza geçirmeden önceki hayatına gidiş-gelişler yaşıyorsunuz, hayatından anekdotları okuyucuyla paylaşmaktan geri durmuyor Bedran karısıyla olan ilişkisinin nasıl başladığını ansızın nasıl bittiğini. Kitabı okurken bir rüyayı da yaşıyorsunuz ama bu sizin değil Bedran'ın yaşamının rüyası. Kendi gerçeklerinin içinde kaybolan,sırf babası istediği için zorlama bir hayat süren, onu yaşamak zorunda kalan bundan kurtulmak için arkadaşlarının yanına şehre gelen ama orada daha büyük bir çıkmaza düşen, arkadaşının ölümüyle yüzleşen daha da dibe inecekken arkadaşının sevdiği kızla bir anda evleniveren Bedran'ın hikayesinden kesitleri okurken nefesinizi tutacaksınız. 

Gerçek hayattan kişilere rastlıyoruz bol bol yine. Hasan Ali Toptaş bunu çok seviyor onu okuyanlar onun hayali olarak yarattığı kişilere bile etten kemikten üsluplar giydirerek canlandırmayı sevdiğini iyi bilirler.  

Kitap son derece dingin başlıyor sonra kahramanlarla tanıştırıyor bizi tek tek yazar ardından onun olay örgüsüne dahil ediyor bizi. Ben okurken acele etmeden sindire sindire okumanın Hasan Ali'yi daha da anlamlandırma açısından iyi olacağı kanaatindeyim nitekim onu aceleye getirmek ona haksızlık olur hem ona hem de yazdığı esere.


Bir taraftan babasıyla ilişkisi bir taraftan dönme dolabı andıran evliliği Bedran'ı kaza sonrası sakat kaldıktan sonra daha çok düşünmeye itiyor. Her gün karısının gidişini ve bir daha hiç dönmeyeceği günü beklerken bir gün karısı gerçekten gidiyor ve o gün Bedran kendiyle baş başa kalıp kendini sonuca götürecek eylemi gerçekleştiriyor. 


Hasan Ali Toptaş'ın en sevdiğim kitaplarının üst sıralarına yerleşti '' Sonsuzluğa Nokta '' siz hala bu adamla tanışıp onun dünyasının içine girmediyseniz bence acele etmelisiniz zira çok şey kaçırıyorsunuz. Benim bundan sonraki Hasan Ali Toptaş kitabım ''Uykuların Doğuşu'' olacak. 


Peki siz en çok hangi kitabını seviyorsunuz ? 


Kitapla kalın mutlu haftalar ! 


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

7 Ocak 2015 Çarşamba

Hasan Ali Toptaş - Sonsuzluğa Nokta



"... İnsan, ne denli çaba gösterirse göstersin ve kaçınılmazlığına ne denli inanırsa inansın, ayrılığa hiçbir zaman hazırlanamıyor çünkü. Hazırım, dediği anda bile içinde ele geçiremediği bir nokta kalıyor sürekli; ayrılığa alıştıramayacağı, sızlanışlarını durduramayacağı bir nokta... belki de, yalnızca bu noktanın ele geçirilemeyişi yüzünden, birçok terk ediliş anında gerekli gereksiz bir yığın şey konuşuyor insanlar; içlerindeki o noktayı örtebilmek için gülünç tartışmaların tozuna dumanına boğuluyorlar, geçmişe ve geleceğe acımasızca saldırıp kendi yarattıkları harabelerin ortasında yuvarlanıyorlar. O nokta yüzünden hüngür hüngür ağlayanlar da var belki, köpek gibi yalvaranlar, kendilerini içkiye, kumara vuranlar, dövüşenler, sızanlar, yaralananlar, hatta kendilerini kendilerine vuranlar da var."



Yeniden Merhaba ;) 


Giriş olarak etkileyici cümleler seçmek istedim dostlar bu cümleleri okuyanlar benim kimden bahsedeceğimi anladılar aslında ya da şöyle söylemeliydim belki de yazarın müdavimi olanlar bu cümleyi okuduklarında benim kimden bahsedeceğimi anladılar ;)   Evet evet bugün çok çok sevdiğim Hasan Ali Toptaş'tan bahsedeceğim ve onun en son okuduğum kitabı '' Sonsuzluğa Nokta'' ' ısından. 


Hasan Ali Toptaş'ın bugüne kadar 6 kitabını hatmettim efendim.Sırasıyla hemen söylüyorum isimlerini :

  • Ölü Zaman Gezginleri,
  • Ben bir Gürgen Dalıyım,
  • Gölgesizler,
  • Bin Hüzünlü Haz,
  • Yalnızlıklar ( Blog da yorumu mevcut ! :) ve en son 
  • Sonsuzluğa Nokta




Hasan Ali Toptaş eserlerini yazarken hangi ruh haliyle oluşturuyor doğrusu çok merak ediyorum adam ne yazarsa yazsın güzel yazıyor mesela ''Yalnızlıklar'' kitabındaki şiirleri beni benden aldı mest etti sonra okuduğum her kitabı beni biraz daha kendine çekti âşık etti. Kendini anlatmanın derdinde değil yazar ben yazarım siz okuyun okudukça da beni zaten anlarsınız bana aşina olursunuz diyor doğru da söylüyor bir kere okumanız bu yazarı sürekli onun kitaplarını alıp okuma hissiyatı veriyor insana bilmiyorum size de öyle olacak mı yoksa sırf benim için mi geçerli bu olay :) ama etrafımda onu okuyan insanlardan birinin bile onu yazdığı eserleri sevmediğine şahit olmadım olacağımı da sanmıyorum kendine özgü harika bir kalemi var Toptaş'ın dilerim o hep yazar ve biz onu hep okuma fırsatını yakalarız. 

Kitabın içeriğinden bahsediyorum hemen gene çok konuştum :)  Kitabımızın kahramanı ''Bedran''.
Bedran, geçirdiği bir kaza sonucu sakat kalan, evli ve babasıyla ilişkisi çocukluğundan beri çok dolambaçlı olan hayatta anlamlandıramadığı şeylerin içinde kaybolan silik bir kişilik. Kimliğini kazanamayan biri Bedran, çocukluğundan beri babasından korkan, ondan çekinen hayatta hiç duruşu olmayan biri. Kitabı okurken Bedran'ın kaza geçirmeden önceki hayatına gidiş-gelişler yaşıyorsunuz, hayatından anekdotları okuyucuyla paylaşmaktan geri durmuyor Bedran karısıyla olan ilişkisinin nasıl başladığını ansızın nasıl bittiğini. Kitabı okurken bir rüyayı da yaşıyorsunuz ama bu sizin değil Bedran'ın yaşamının rüyası. Kendi gerçeklerinin içinde kaybolan,sırf babası istediği için zorlama bir hayat süren, onu yaşamak zorunda kalan bundan kurtulmak için arkadaşlarının yanına şehre gelen ama orada daha büyük bir çıkmaza düşen, arkadaşının ölümüyle yüzleşen daha da dibe inecekken arkadaşının sevdiği kızla bir anda evleniveren Bedran'ın hikayesinden kesitleri okurken nefesinizi tutacaksınız. 

Gerçek hayattan kişilere rastlıyoruz bol bol yine. Hasan Ali Toptaş bunu çok seviyor onu okuyanlar onun hayali olarak yarattığı kişilere bile etten kemikten üsluplar giydirerek canlandırmayı sevdiğini iyi bilirler.  

Kitap son derece dingin başlıyor sonra kahramanlarla tanıştırıyor bizi tek tek yazar ardından onun olay örgüsüne dahil ediyor bizi. Ben okurken acele etmeden sindire sindire okumanın Hasan Ali'yi daha da anlamlandırma açısından iyi olacağı kanaatindeyim nitekim onu aceleye getirmek ona haksızlık olur hem ona hem de yazdığı esere.


Bir taraftan babasıyla ilişkisi bir taraftan dönme dolabı andıran evliliği Bedran'ı kaza sonrası sakat kaldıktan sonra daha çok düşünmeye itiyor. Her gün karısının gidişini ve bir daha hiç dönmeyeceği günü beklerken bir gün karısı gerçekten gidiyor ve o gün Bedran kendiyle baş başa kalıp kendini sonuca götürecek eylemi gerçekleştiriyor. 


Hasan Ali Toptaş'ın en sevdiğim kitaplarının üst sıralarına yerleşti '' Sonsuzluğa Nokta '' siz hala bu adamla tanışıp onun dünyasının içine girmediyseniz bence acele etmelisiniz zira çok şey kaçırıyorsunuz. Benim bundan sonraki Hasan Ali Toptaş kitabım ''Uykuların Doğuşu'' olacak. 


Peki siz en çok hangi kitabını seviyorsunuz ? 


Kitapla kalın mutlu haftalar ! 


0 yorum:

Yorum Gönder