Mine Söğüt - Madam Arthur Bey ve Hayatındaki Her Şey

İstanbul'u sevmeyen var mı aramızda ? ya da oraya gidip de aşık olmadan dönmemiş olan ? İstanbul'un her yanı aşık olunası değildir aslında güzelliklerinin yanında, karanlık yanları da çoğunluktadır oysa ki. Siz bu İstanbul'u tanımak ve hayalinizde muhteşem bir yolculuğa çıkmaya niyetliyseniz, değişik karakterlerle dolu bir romanda gezinmek dahası romanın baş kahramanı ''Madam Arthur'' beyi daha yakından tanımak (nam-ı değer kadınadam) istiyorsanız haydi buyrun Mine Söğüt'ün dünyasına.


Yazıma girişte İstanbul ile başladım çünkü '' Madam Arthur ve Hayatındaki Her Şey'' Mine Söğüt'ün dilinden kaleminden dökülen kirli,çarpık ve diz boyun batağa batmış olan İstanbul'u gezerken rehber oluyor da size o yüzden. Yazarın soyutlayarak anlattığı düşsel dünya kendisinin de ifade ettiği gibi 1970'lerden bugüne Türkiye'nin yaşadığı karanlık süreci anlatıyor. Bir nevi ayna tuttuğunu dile getirmiş o yıllara ama o ayna bizim bildiğimiz aynalardan değil. Yazarın tabirine göre bir çeşit lunapark aynası. Mine Söğüt'ün bir röportajında bununla ilgili bir sözü var aynen aktarıyorum size :

-Biz kimliğimizi sorgularken kendini kaybeden, kim olduğunu unutan bir toplumuz. Kendimizi olduğumuz gibi kabul etmemekte diretiyor hep dönüşmek istiyoruz. Geriye bakmaktan ileriye bakamıyoruz. kitaba yansıyan karamsar tablo da bu başkasına dönüşme isteğimiz, başkası olma içindeki kaotik halimiz. demiş. 


Bu sözleri okuduktan sonra kendi içimde kitabı daha iyi anlamlandırdım. Çünkü ilk kez Mine Söğüt okuyordum ve hayliyle yarattığı dünyada kaybolmamak afallamamak için biraz araştırma yapmam şarttı.


Hemen konusuna girmek istiyorum kitabın. Bir kere okuduğunuz bütün kitapları unutun bu kitabı okuyacaksanız. Çünkü sizi her anlamda herkesten soyutlayacak tamamiyle okurken bambaşka biri gibi düşünecek bambaşka biri gibi olacaksınız. Kitaba ismini veren Madam Arthur Bey bir kadınadam Mine Söğüt kahramanını neden bir kadınadam olarak tasvir ettiği sorulunca şu cevabı veriyor:



-Cinsiyet insanların birbirleri üzerinde iktidar kurmak için kullandıkları kadim bir silah. İnsanın her halini temsil ediyor hem kadın hem erkek.

Bu kitabı okurken yaşadığınız bütün gerçeklerle bir bir karşılaşacak ve tekrar okuma isteğine kapılacaksınız. Kara Yalı'da gezinen Madam Arthur Bey, onun eski fotoğraflarının izinde olan Olcayto Ran, dilsiz Maria, eski sevgili Keşşaf, hayat kadını Nagehan ve kimliğini aramaya çalışan Şehnaz size gördüğünüz ama unutmak istediğiniz pek çok şeyi yeniden hatırlatacak.


Kitap Yky den çıkmış ve 164 safya.

Kitapla kalın !

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Haydar Ergülen - Öyle Küçük Şeyler

Tiyatro - Annemin Son Çılgınlıkları

Zülfü Livaneli - Elia ile Yolculuk