Ahmet Ümit - Kukla



Ahmet Ümit ile tanışmam hasbihal etmem Bab-ı Esrar ile başladı efendim nitekim üniversite 1. sınıfta iken adını çokça işittiğim Ahmet Ümit'i çekip çıkardım raftan ve ilk karşılaşmamız bu şekilde gerçekleşti. Son iki senedir aşinayım kendilerine,diline üslubuna,karakterlerine,olayları yönlendirmesine ve kurgusuna.


Eee bu kadar aşinalık olunca Ahmet Ümit'in kitaplarını fırsat bulup okumakta bana farz oldu haliyle. Bab-ı Esrar dan sonra sırasıyla Kavim, Patasana, İstanbul Hatırası ve en sonunda da Kukla'yı edinip teker teker okudum.

Ahmet Ümit hastası pek çok kitapsever dostumdan tavsiyeler aldım yazarın kitaplarını edinirken sağ olsunlar çok yardımcı oldular. Bende çok sevdim Ahmet üstadı okudukça daha çok okumak isteğine kapıldım. Şimdi de nacizane yorumunu yapmak isterim izninizle.


Kitabın konusu yıllar sonra karşılaşan iki üvey kardeşin hikayesi. Bu iki kardeşten biri geçmişte sıkı bir gazeteci olan ancak şimdilerde gözden düşmüş,alkol bağımlısı ve karısından ayrılan Adnan diğeri de karanlık güçlerin tetikçisi olmuş adının geçmediği olay kalmayan eski ülkücülerden Doğan. İki kardeşin yıllar sonra karşılaşması ile başlayan hikayede Doğan'ın Adnan'a yaptığı işlerle ilgili itirafları ve ardından gelecek olaylar örgüsü,gizli istihbarat örgütünün işin içine girmesi,teker teker öldürülen polisler ve yıllar önce unutulan bir sandığın içine saklanan 5 milyon dolar.

Kitabı okurken çok zevk alacağınıza eminim. Nitekim okuduğum hiçbir Ahmet Ümit kitabı beni hayal kırıklığına uğratmadı. Herkes de zaten polisiye kitabı yazamaz. Olayın örgüsünü tutturmak,olayı sıradanlıktan çıkarıp heyecan katmak öyle herkesin yapabileceği bir şey değil bana kalırsa. Ahmet Ümit kitaplarını yazarken sanki yazarken, yaşadım izlenimini vererek hem okuyanı etkilemekten hem de heyecanı,aksiyonu bir arada vererek nefesleri tutun çünkü her sayfadan sonra sizi bambaşka bir sürpriz bekliyor demekten de geri durmuyor.



Yazarın yeni kitabını sabırsızlıkla bekliyorum ben kendi adıma ve diyorum ki Ahmet Ümit Ankara'ya gelin imzalanacak çok kitap birikti :)


Kitabın Arka Kısmı :


Yaşam kaybetmeyi öğrenmektir... Kaybetme maceramız daha ana karnından çıktığımızda başlar. Hiç emek harcamadan hüküm sürdüğümüz, dünyanın en güvenli en yumuşak korunağını,ana rahmini kaybederiz önce. Bizden intikam almak için bekleyen dünya sanki niye çıktın oradan dercesine,gözlerimizi yakan ışıkları,kulaklarımızı tırmalayan gürültüsü,sıcağı,soğuğu,açlığı,kiri,
hastalığıyla saldırır üzerimize. Ama biz de öyle kolay kolay pes etmeyiz. Kaybettiklerimizin yerine başka bir şey koyarız. Hem cennetimizi yitirirsek de o kutsal yerin sahibi olan annemiz bizimledir, üstelik yanında bir de baba verilmiştir emrimize. Dışarıdaki dünyaya alışmaya başlayınca, kaybettiğimiz cenneti hemen unutuveririz. Ancak bize gösterilen ilgi günden güne azalır. Azalan ilgi dünyanın bizden ibaret olmadığını gösteren bir uyarıdır aslında. Ama biz bu uyarıyı görmezden geliriz. Düşer kurar,hayaller uydurur,kaybettiklerimizin yerine yenilerini koyarak dünyayı kendimiz sanmayı,bu güzel yalana kanmayı sürdürürüz.

Yorumlar

  1. okuma listemde olan bir kitap.Ümitin okumadığım az kitabı kaldı.Bu da onlardan biri:)

    YanıtlaSil
  2. Çok güzel bir kitaptı benim de az kaldı okumadığım :)

    YanıtlaSil
  3. patasana'sını ayrı bir severim ...

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Haydar Ergülen - Öyle Küçük Şeyler

Tiyatro - Annemin Son Çılgınlıkları

Zülfü Livaneli - Elia ile Yolculuk