Mızıka

İçimizden her gün milyonlarca şey geçer ama hangisini söyleyebiliriz birbirimize, kendimize. İçimizden geçen yollara,ayrılıklara,isyanlara kaç kere tutunabildik cesaret edip de devam ya da tamam diyebildik. Cesur olmak pek çok insanın yapmak isteyeceği ama adından da anlaşılacağı üzere cesaret gerektiren bir şeydi :)  Peki ama hangimiz cesaret kavramını yaşamımıza uyguluyorduk anı yaşamak yerine zamana yetişme çabası içindeydik. Size bir hikaye anlatacağım ister okuyun ister kapatın sayfayı ama ben yine de anlatmaya başlıyorum takın kemerleri bulutlara süzülüyoruz :)


Bundan yaklaşık üç ay kadar önce her zamanki gibi Milli Kütüphanenin yollarını aşındırma telaşındaydım. Yolda yürürken çok sağıma soluma bakmam ben hele de işim aceleyse ve çabuk yapmam gereken tonla işim olunca haliyle babamı bile tanımadan geçerim yolda :) 


Kütüphanede işim bitince haliyle acıktım ve ne zamandır söz verdiğim arkadaşımı hadi gel sana yemek ısmarlayayım diye aradım ama şans bu ya erkek arkadaşı şehir dışından gelmişti ve beni ekti :D   Tek başıma yemek yemeği çok sevmediğimden soğuk sandviç yaptırıp eve gelip çayımı demleyip keyif yapmaya karar verdim. Metroyla gideyim bari bir de otobüs mü bekleyeceğim dedim kafadaki iç sesime. Tam merdivenleri inerken bir çocuk gördüm yanında tahminimce 5 yaşlarında olduğunu düşündüğüm bir de kız vardı. Merdiven başında oturmuşlardı. Oğlan 7-8 yaşlarındaydı tahminimce ve kız kardeşine bakıyordu. Neden dikkatimi çekti bilmiyorum ama oğlan mızıka çalıyor ve para toplamaya çalışıyordu. Çok hoşuma gitti mızıka çalışı kız kardeşine bakışı,sahiplenişi. Sonra o cesaret denen şeye seslendim acaba bu iki kuzuya nasıl teklif edebilirim beraber yemek yiyelim mi demeyi çünkü o an hani bazen tarifi olmayan şeyler hissedersiniz ve kendinizi durduramazsınız ya içimdeki o ses o minikler için bir şey yapmalısın Damla dedi ve bende tüm cesaretimi toplayıp gittim yanlarına. Oğlan yanında uzun kalınca şüphelendi elbet ama çok uslu terbiyeliydi sonra bana seslendi.

- Bir şey mi oldu abla ? 

-Yoo bir şey olmadı çok güzel çalıyorsun çok hoşuma gitti keşke bende çalabilsem benimde mızıkam olsa dedim. Yüzümdeki sırıtışa aldırmayarak o da bana hiç beklemediğim bir şeyle karşılık verdi.

-Bu mızıkayı ötekini kaybederim diye hep yanımda taşırım lütfen bunu al dedi. 

Bense öyle kalakaldım. Teklifi öyle sıcak öyle samimi geldi ki hemen içim ısındı. Bende ona eğer kız kardeşinle bana yemekte katılırsanız kabul ederim mızıkayı dedim. Önce şaşırdı ama aç olduklarını anlamamak için deli olmak gerekirdi. Kabul etmedi çok gurur yaptı kaçtı önce sonra kız kardeşine baktı kabul edeceksin değil mi ama mızıkayı dedi bende elbette dedim zaten yalnız yemek yemeyi sevmiyorum o yüzden bugün bana katılın dedim. 

O yemek o kadar sıcak ve içtendi ki gözlerindeki o saf mutluluk,heyecan,yeni biriyle tanışmanın verdiği muziplik hemen fark ediliyordu. İçimden iyi ki gelmedin dedim Ferda iyi ki gelmedin beni ektin ;) 



O yemek benim miladım oldu diyebilirim artık daha sınırsızca ve teklifsizce bakıyorum çevreme ve daha çok gözlem yapıyorum. Göremediğim hayatların kapılarını ardına kadar açamazsam da aralamak için. 


Neşeyle kalın ! 

Damla :)

Yorumlar

  1. Canım Damlam benim :) an be an gözümde canlandı anlattıkların.. yaşıyoruz ama nasıl yaşıyoruz değil mi.. bakıyoruz ama görüyor muyuz.. hadi görüyoruz diyelim, inan görmek de yetmiyor, biraz da gönül gözüyle görebilmek gerekiyor.. sen sadece gözünle değil, gönlünde de görmüşsün canım ve sevgi seni en güzel şekilde yönlendirmiş.. Çok tatlı bir paylaşımdı..

    YanıtlaSil
  2. Canım acemi dünyalım bizi güzel yapan farkına varmak,paylaşmak olmalı ki üç-beş kişi de olsak bunu yapan bu dünyada hala yaşanılan bir şeyler var demektir çok öperim :)

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Haydar Ergülen - Öyle Küçük Şeyler

Tiyatro - Annemin Son Çılgınlıkları

Zülfü Livaneli - Elia ile Yolculuk