15 Ağustos 2015 Cumartesi

Ece Temelkuran - Düğümlere Üfleyen Kadınlar

Ece Temelkuran'ın Düğümlere Üfleyen Kadınlar adlı kitabını sıcak bir yaz akşamında kitapçıda görüp almıştım iki sene evvel. Aldığım kitapların bir zamanı olduğuna inananlardanım ne zaman ve nasıl okunacakları bellidir ama bize malum olmaz. İşte bu kitapta benim için öyle oldu.


Ankara sıcak çok sıcak elbette bu esmiyooo capslari can sıkmaya başlasa da bir gerçek var ki ortada o da ciddi şekilde Esmiyoo :D  oluşu ve benim mevsimim kesinlikle kış hem kitap okumak için en ideal mevsim hem de bu sıcakta kesinlikle çay kahve içilmiyor.


Düğümlere Üfleyen Kadınlar


Ece Temelkuran'ın okuduğum bu ikinci kitabı. Bu kitabı da alalı 2 yıl geçince haliyle artık okumanın vaktinin geldiğini düşünüp pür heves raftan indirdim. Kitap 471 sayfa ve Everest Yayınlarının baskısı benim okuduğum. Kitabı okurken altını çizdiğim çok satır oldu özellikle yazarın kelimelerine hayran kalmamak elde değil zaten Ece Temelkuran son derece zeki ve kelimlerin hissiyatına aşina bir yazar bence. Çok genç yaşta ilk kitabını çıkaran yazar kısa zaman içinde geniş bir okuyucu kitlesini de peşinden sürüklemeyi bilmiş. Hadi gelin şimdi size kitaptan bahsedeyim.
Ece Temelkuran

Kitap 4 kadının kendilerini tanımaya çalışmalarını öyküsü ve bu öykü bir yolculukla başlıyor. Madam Lilla, Amira, Maryam ve gazeteci kızımız çıktıkları bu yolculukta Madam Lilla'nın kalbini kıran adamı ararken aslında kendi dünyalarına içsel bir yolculuk yapıyorlar. Bu dört kadının hikayesi başlarda birbirlerinden bağımsız olsa da yolculuğun vermiş olduğu sıcaklık,samimiyet ve birbirlerini sahiplenme duygusu ile git gide birbirlerine bağlanmalarına sebep oluyor. Madam Lilla'nın intikamını almaya çıkan bu kadınlar aslında kendi hayatlarını sorgulayacak yaşamlarının en zorlu kararlarını alacaklardır.



Hikaye Ortadoğu'da geçiyor, sarayların devrildiği meydanların özgürlük ve hürriyet istediği zamanların ortasında bu dört kadının kafasında cevaplanması gereken sorular birikiyor ve bu sorular bu yolculukta tek tek cevaplanıyor.


Kitabın ilk 250 sayfası benim için durağandı ancak Madam Lilla'nın hikayesinin esrarı ortaya çıkınca hareketlendi ve sayfalar akmaya başladı. Kitap başlarda Madam'ın hikayesi üzerine kurulduğunu sansak ta ileri sayfalarda Amira ve Meryem'in hikayelerinin ortaya çıkmasıyla beraber 4'lü bir yaşama dönüştü.


Ben kitabı genel olarak çok sevdim ama sıcaklardan sanırım 10 gün elimde süründü size tavsiyem kalın kitapları kışın okuyun ! :)

Altını çizdiğim satırlardan: 

Hayatı siz kuracaksınız. Nefesinizi üfleyeceksiniz... Hayat... Nefesinizin yettiği kadar.

Gördüm sevenleri... Başlarına gelecekleri görmeyeceklerini gördüm... Aşık oluşlarını gördüm... Anlamadım... Anlayamadım... Sonra sen çıkageldin... Sonra sen... Aşıkları gördüm... Acemilerdi... Ben dedim "Olamam böyle"... Sonra sen çıkageldin... Sonra sen...

"Bir insan bu kadar mı hevesli olur yaşamaya, ortada bir hayatı bile yokken..."

Ölümü böyle iç cebinde sevgilinin resmi gibi taşıyan memleketler cenazeleri niye hep hazırlıksız karşılarlar? Bu iğrenç desenli, pis battaniyeler... Gördüğüm bütün o desenli, pis battaniyeler ve içlerindeki oğlan çocukları... Şimdi artık hakkında yazmayı bile beceremediğim oğlan çocuklar.''


Kaderin önüne geçecek kadar çabuk davrananlar, kendilerini de geride bırakmaya mecburdurlar.


2 yorum:

  1. çok eskiden izlediğim bir film vardı şu an ismini hatırlayamıyorum bi türlü. çok benzettim hikayesini...

    takipteyim cnm bende beklerim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hatırlarsanız bana da söyleyin lütfen :)

      Sil

15 Ağustos 2015 Cumartesi

Ece Temelkuran - Düğümlere Üfleyen Kadınlar


Ece Temelkuran'ın Düğümlere Üfleyen Kadınlar adlı kitabını sıcak bir yaz akşamında kitapçıda görüp almıştım iki sene evvel. Aldığım kitapların bir zamanı olduğuna inananlardanım ne zaman ve nasıl okunacakları bellidir ama bize malum olmaz. İşte bu kitapta benim için öyle oldu.


Ankara sıcak çok sıcak elbette bu esmiyooo capslari can sıkmaya başlasa da bir gerçek var ki ortada o da ciddi şekilde Esmiyoo :D  oluşu ve benim mevsimim kesinlikle kış hem kitap okumak için en ideal mevsim hem de bu sıcakta kesinlikle çay kahve içilmiyor.


Düğümlere Üfleyen Kadınlar


Ece Temelkuran'ın okuduğum bu ikinci kitabı. Bu kitabı da alalı 2 yıl geçince haliyle artık okumanın vaktinin geldiğini düşünüp pür heves raftan indirdim. Kitap 471 sayfa ve Everest Yayınlarının baskısı benim okuduğum. Kitabı okurken altını çizdiğim çok satır oldu özellikle yazarın kelimelerine hayran kalmamak elde değil zaten Ece Temelkuran son derece zeki ve kelimlerin hissiyatına aşina bir yazar bence. Çok genç yaşta ilk kitabını çıkaran yazar kısa zaman içinde geniş bir okuyucu kitlesini de peşinden sürüklemeyi bilmiş. Hadi gelin şimdi size kitaptan bahsedeyim.
Ece Temelkuran

Kitap 4 kadının kendilerini tanımaya çalışmalarını öyküsü ve bu öykü bir yolculukla başlıyor. Madam Lilla, Amira, Maryam ve gazeteci kızımız çıktıkları bu yolculukta Madam Lilla'nın kalbini kıran adamı ararken aslında kendi dünyalarına içsel bir yolculuk yapıyorlar. Bu dört kadının hikayesi başlarda birbirlerinden bağımsız olsa da yolculuğun vermiş olduğu sıcaklık,samimiyet ve birbirlerini sahiplenme duygusu ile git gide birbirlerine bağlanmalarına sebep oluyor. Madam Lilla'nın intikamını almaya çıkan bu kadınlar aslında kendi hayatlarını sorgulayacak yaşamlarının en zorlu kararlarını alacaklardır.



Hikaye Ortadoğu'da geçiyor, sarayların devrildiği meydanların özgürlük ve hürriyet istediği zamanların ortasında bu dört kadının kafasında cevaplanması gereken sorular birikiyor ve bu sorular bu yolculukta tek tek cevaplanıyor.


Kitabın ilk 250 sayfası benim için durağandı ancak Madam Lilla'nın hikayesinin esrarı ortaya çıkınca hareketlendi ve sayfalar akmaya başladı. Kitap başlarda Madam'ın hikayesi üzerine kurulduğunu sansak ta ileri sayfalarda Amira ve Meryem'in hikayelerinin ortaya çıkmasıyla beraber 4'lü bir yaşama dönüştü.


Ben kitabı genel olarak çok sevdim ama sıcaklardan sanırım 10 gün elimde süründü size tavsiyem kalın kitapları kışın okuyun ! :)

Altını çizdiğim satırlardan: 

Hayatı siz kuracaksınız. Nefesinizi üfleyeceksiniz... Hayat... Nefesinizin yettiği kadar.

Gördüm sevenleri... Başlarına gelecekleri görmeyeceklerini gördüm... Aşık oluşlarını gördüm... Anlamadım... Anlayamadım... Sonra sen çıkageldin... Sonra sen... Aşıkları gördüm... Acemilerdi... Ben dedim "Olamam böyle"... Sonra sen çıkageldin... Sonra sen...

"Bir insan bu kadar mı hevesli olur yaşamaya, ortada bir hayatı bile yokken..."

Ölümü böyle iç cebinde sevgilinin resmi gibi taşıyan memleketler cenazeleri niye hep hazırlıksız karşılarlar? Bu iğrenç desenli, pis battaniyeler... Gördüğüm bütün o desenli, pis battaniyeler ve içlerindeki oğlan çocukları... Şimdi artık hakkında yazmayı bile beceremediğim oğlan çocuklar.''


Kaderin önüne geçecek kadar çabuk davrananlar, kendilerini de geride bırakmaya mecburdurlar.


2 yorum:

yasemin daran on 18 Ağustos 2015 12:19 dedi ki...

çok eskiden izlediğim bir film vardı şu an ismini hatırlayamıyorum bi türlü. çok benzettim hikayesini...

takipteyim cnm bende beklerim :)

kelebenk Damla on 19 Ağustos 2015 07:32 dedi ki...

Hatırlarsanız bana da söyleyin lütfen :)

Yorum Gönder