25 Eylül 2015 Cuma

Kürşat Başar - Başucumda Müzik

Kürşat Başar'ı eminim bütün kitapseverler biliyorlardır. Yazarın son çıkarmış olduğu Yaz adlı kitabımı geçen yaz sonu okumuş ve çok da beğenmemiştim bana Orhan Pamuk'un Masumiyet Müzesi kitabını anımsatmış aralarda bu iki eseri karşılaştırıp neleri ortak onları görmemi sağlamıştı. Sanırım aşk romanları hep aynı düzeyde ilerliyor bir yere kadar kavuşamama hali sonra da o kaybedilmiş aşkı bulma ve tam mutlu olunacakken sevgili mutlak ve mutlak ölüyor ve tabi ki mutsuz son kırık bir aşk hikayesi.

kelebenkinnotdefteri.blogspot.com




Başucumda Müzik kitabını pek çok yerde gördüm haliyle okunacak çok kitabı olan ama zamanı dar olan Damla bu kitaba anca yetişebildi sayın dostlarım. Kütüphane sağolsun gıcır gıcır yepisyeni kitaplarla doldurunca raflarını bende bu kitabı daha fazla bekletemem dedim ama çekip aldım. Kolay okunan bir kitap olacağını neticede biliyordum çünkü bir aşk romanı ve su gibi akıp gidecekti. Hadi o vakit başlayalım kitabı konuşmaya !


Kürşat Başar'ın öncelikle muazzam bir aşk romancısı olduğunu söylemeden geçemiyorum bu kitabını çok çok sevdiğimi ve altı çizili bir sürü cümlesi olduğunu da iştah acıcı bir kitapsever olarak belirtiyorum. Bu cümleleri size yorum sonunda derlediklerimden paylaşacağım. Kitabın konusu efsanevi bir aşk elbette her zamanki gibi küçük bir kızken tanıştığı kendinden yaşça büyük olan bir adamın günün birinde sonsuz aşkı olacağından habersiz olan Leyla ile hayatının aşkını bulan ancak kızı,evliliği ve politik ilişkileri yüzünden bu aşkı hep eksik yaşayan Fuat'ın hikayesi Başucumda Müzik. Söylenmek istenen sözler,kaçamak buluşmalar iki evli insanın birbirine olan tutkuları ama bir o kadar da masum kalplerinin yansıyışı. Kitabın başta Menderes döneminin bir bakanı olan karakteri olmak üzere karakterlerinin ilişkilerinin gerçek hayattan etkilenerek çizildiği yazar tarafından da doğrulanmıştır.



Başucumda Müzik hiç sıkılmadan okuyacağınız sizi 50'li 60 'lı yılların o muhteşem dönemine götüren unutulmuş gerçek bir aşk hikayesinin kaydı bir anlamda. Bir kadının vazgeçişlerine bir adamın yağmur altında sırılsıklam saatlerce ıslanışına şahit olacak ve imrenerek okuyacak etkisinden uzun süre çıkamayacaksınız.


Benim altını çizdiğim bir kaç sözden:


" Eğer, hayatınızın herhangi bir an'ına gidip orada sonsuza dek kalacaksınız deseler yalnızca iki şeyden birini seçmek isterdim. Biri, o çocukluğun bahçesindeki ağacın dalına asılı salıncakta sallanırken... Öteki, bütün hayatım boyunca en çok sevdiğim adamla öpüştüğüm ilk gün... Herkes aşık olmanın ortak dilini bulup yazmaya çalışıyordu.
Ama aslında bu kadar basitti işte: Birini öptüğünde salıncakta sallanır gibi hissediyorsan aşıksın.'

Çünkü hangimiz günün birinde karşımıza çıkan beklenmedik bir rastlantının, masallarda küçük kahramanımızın karşılaştığı ve bütün macerayı başlatan o sihirli işaret olduğunu anlayabiliriz ki? Bunun nasıl bir rastlantı oldığunu düşünüyorum ve kalbim deli gibi çarpıyor. Sanki yanlış bir şey yapmışım gibi... Sanki hep beklenen ama ne olduğu bilinmeyen bir müjde gelmiş gibi... Sanki bir anda kalabalığın karşısında çırılçıplak kalmışım gibi...
İnsan kimi seveceğini seçebilir mi?
Seçemiyormuş.


Eğer günün birinde, gerçekten de bir başkasına, “her şey silindi ve artık yalnız sen varsın.” diyebildiyseniz ya da bunu gerçekten hissettiyseniz, bunun yalnız ayaklarınızı yerden kesen değil, aynı zamanda ne korkunç bir duygu olduğunu da bilirsiniz.

6 yorum:

  1. Hayatımda okuduğum en harika aşk romanlarından... Bir kadının gözünden Aşkı bu kadar güzel anlatması insanı öyle bir etkiliyor ki yasak ilişkiye bile sempati duymamızı sağlıyor :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet bende çok severek okudum Menderes dönemi olması da özellikle dikkatimi çekmişti ama Leyla'ya bazı yerlerde çok kızdım :)

      Sil
  2. Ben lisede okumuştum 7 8 sene oldu, kitap okumayı 23 yaşına gelmiş de alışkanlık edinememis arkadaşlarıma empoze etme amaçlı doğum günlerinde aldığım romanlardan biridir aynı zamanda :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aahaha güzel fkirmiş bende deneyebilirim bunu :D

      Sil
  3. Ben de sevmiştiim kuzum ^.^ Uzun zamandır da bakmayalı özlemişim senin blogunu :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O zaman daha çok bloglara bakıyoruz kuzucummm :)

      Sil

25 Eylül 2015 Cuma

Kürşat Başar - Başucumda Müzik


Kürşat Başar'ı eminim bütün kitapseverler biliyorlardır. Yazarın son çıkarmış olduğu Yaz adlı kitabımı geçen yaz sonu okumuş ve çok da beğenmemiştim bana Orhan Pamuk'un Masumiyet Müzesi kitabını anımsatmış aralarda bu iki eseri karşılaştırıp neleri ortak onları görmemi sağlamıştı. Sanırım aşk romanları hep aynı düzeyde ilerliyor bir yere kadar kavuşamama hali sonra da o kaybedilmiş aşkı bulma ve tam mutlu olunacakken sevgili mutlak ve mutlak ölüyor ve tabi ki mutsuz son kırık bir aşk hikayesi.

kelebenkinnotdefteri.blogspot.com




Başucumda Müzik kitabını pek çok yerde gördüm haliyle okunacak çok kitabı olan ama zamanı dar olan Damla bu kitaba anca yetişebildi sayın dostlarım. Kütüphane sağolsun gıcır gıcır yepisyeni kitaplarla doldurunca raflarını bende bu kitabı daha fazla bekletemem dedim ama çekip aldım. Kolay okunan bir kitap olacağını neticede biliyordum çünkü bir aşk romanı ve su gibi akıp gidecekti. Hadi o vakit başlayalım kitabı konuşmaya !


Kürşat Başar'ın öncelikle muazzam bir aşk romancısı olduğunu söylemeden geçemiyorum bu kitabını çok çok sevdiğimi ve altı çizili bir sürü cümlesi olduğunu da iştah acıcı bir kitapsever olarak belirtiyorum. Bu cümleleri size yorum sonunda derlediklerimden paylaşacağım. Kitabın konusu efsanevi bir aşk elbette her zamanki gibi küçük bir kızken tanıştığı kendinden yaşça büyük olan bir adamın günün birinde sonsuz aşkı olacağından habersiz olan Leyla ile hayatının aşkını bulan ancak kızı,evliliği ve politik ilişkileri yüzünden bu aşkı hep eksik yaşayan Fuat'ın hikayesi Başucumda Müzik. Söylenmek istenen sözler,kaçamak buluşmalar iki evli insanın birbirine olan tutkuları ama bir o kadar da masum kalplerinin yansıyışı. Kitabın başta Menderes döneminin bir bakanı olan karakteri olmak üzere karakterlerinin ilişkilerinin gerçek hayattan etkilenerek çizildiği yazar tarafından da doğrulanmıştır.



Başucumda Müzik hiç sıkılmadan okuyacağınız sizi 50'li 60 'lı yılların o muhteşem dönemine götüren unutulmuş gerçek bir aşk hikayesinin kaydı bir anlamda. Bir kadının vazgeçişlerine bir adamın yağmur altında sırılsıklam saatlerce ıslanışına şahit olacak ve imrenerek okuyacak etkisinden uzun süre çıkamayacaksınız.


Benim altını çizdiğim bir kaç sözden:


" Eğer, hayatınızın herhangi bir an'ına gidip orada sonsuza dek kalacaksınız deseler yalnızca iki şeyden birini seçmek isterdim. Biri, o çocukluğun bahçesindeki ağacın dalına asılı salıncakta sallanırken... Öteki, bütün hayatım boyunca en çok sevdiğim adamla öpüştüğüm ilk gün... Herkes aşık olmanın ortak dilini bulup yazmaya çalışıyordu.
Ama aslında bu kadar basitti işte: Birini öptüğünde salıncakta sallanır gibi hissediyorsan aşıksın.'

Çünkü hangimiz günün birinde karşımıza çıkan beklenmedik bir rastlantının, masallarda küçük kahramanımızın karşılaştığı ve bütün macerayı başlatan o sihirli işaret olduğunu anlayabiliriz ki? Bunun nasıl bir rastlantı oldığunu düşünüyorum ve kalbim deli gibi çarpıyor. Sanki yanlış bir şey yapmışım gibi... Sanki hep beklenen ama ne olduğu bilinmeyen bir müjde gelmiş gibi... Sanki bir anda kalabalığın karşısında çırılçıplak kalmışım gibi...
İnsan kimi seveceğini seçebilir mi?
Seçemiyormuş.


Eğer günün birinde, gerçekten de bir başkasına, “her şey silindi ve artık yalnız sen varsın.” diyebildiyseniz ya da bunu gerçekten hissettiyseniz, bunun yalnız ayaklarınızı yerden kesen değil, aynı zamanda ne korkunç bir duygu olduğunu da bilirsiniz.

6 yorum:

Sawako Kuronuma on 25 Eylül 2015 23:35 dedi ki...

Hayatımda okuduğum en harika aşk romanlarından... Bir kadının gözünden Aşkı bu kadar güzel anlatması insanı öyle bir etkiliyor ki yasak ilişkiye bile sempati duymamızı sağlıyor :)

kelebenk Damla on 26 Eylül 2015 04:13 dedi ki...

Evet bende çok severek okudum Menderes dönemi olması da özellikle dikkatimi çekmişti ama Leyla'ya bazı yerlerde çok kızdım :)

yazmasam delirirdim on 30 Eylül 2015 03:43 dedi ki...

Ben lisede okumuştum 7 8 sene oldu, kitap okumayı 23 yaşına gelmiş de alışkanlık edinememis arkadaşlarıma empoze etme amaçlı doğum günlerinde aldığım romanlardan biridir aynı zamanda :)

kelebenk Damla on 30 Eylül 2015 08:17 dedi ki...

Aahaha güzel fkirmiş bende deneyebilirim bunu :D

ilgi uğuroğlu on 29 Ekim 2015 03:47 dedi ki...

Ben de sevmiştiim kuzum ^.^ Uzun zamandır da bakmayalı özlemişim senin blogunu :)

kelebenk Damla on 29 Ekim 2015 03:58 dedi ki...

O zaman daha çok bloglara bakıyoruz kuzucummm :)

Yorum Gönder