22 Ekim 2015 Perşembe

Ahmet Ümit - Beyoğlu'nun En Güzel Abisi

İnsanı mest edecek derecede yağmuruyla ''Hadi Damla bırak şu test kitaplarını yap bir kahve al kitabını da geç pencerenin karşısına keyif yap!'' Ankara'sından herkese selamlar ! Ankara şu son birkaç gündür güzel yağmurlu havasıyla beni mest ediyor haliyle zaten ders çalışmak istemeyen bünyemde kendi içinde isyan bayraklarını sallıyor. Eh napalım o isyan bayraklarını sallarken bende size yeni bitirdiğim Beyoğlu'nun En Güzel Abisi adlı Ahmet Ümit kitabından bahsedebilirim diye düşündüm.


Ahmet Ümit -Beyoğlu'nun En Güzel Abisi 





Ahmet Ümit'i bir çok seven kesim var bir de hiç sevmeyen ya da bir iki kitabını okuyup bana göre değilmiş diye kitaplarını rafa kaldıran. Ben o iki kesimden de değilim yani anlayacağınız arafta kaldım. Ahmet Ümit'in bugüne kadar Bab-ı Esrar, Patasana, Kukla, Kavim ve İstanbul Hatırası kitaplarını okuyan ben hepsini sevmiştim amma velakin bu son okuduğum Ahmet Ümit kitabı beni son derece hayal kırıklığına uğrattı. Öncelikle Başkomiser Nevzat'ı çok özlediğimi itiraf etmeliyim tabi Ali ve Zeynep karakterlerini de öyle. Kitaba bir heves başlayan ben ilerleyen sayfalarda aradığımı bulamadım üstelik yazarın okuduğum diğer kitaplarının tadını da alamadım. Bir Kavim efsanedir benim nezlimde mesela Allah'ım o nasıl kitaptı öyle katil o mu bu mu derken nefes nefese bitirmiştim kitabı etkisinden de uzun süre de çıkamamıştım. Eee haliyle bundan önceki kitaplarını okurken heyecanlanan ben bu kitabını da büyük bir beklenti içine girerek okumaya başladım ama kitabın yarısına gelince cidden hüsran yaşadım. Evet yine cinayet var, esrarlar mevcut ancak Ahmet Ümit bana kalırsa bu romanının üzerine fazla düşmemiş. Bir kere yer adları çok basit ve çocukça geldi bir yerde Şiribov ya da Şiriboni pavyon diye bir yeri anlatmış orada çok şaşırdım Şiriboni pavyon ne yaa dedim kendi kendime bu kadar basite kaçmış olması beni açıkçası üzdü. Sonra Tarlabaşındaki cinayetin failini bulamamışlardı tam dosya kapanacaktı ki Zeynep komiserin evine giden kahramanlarımız Zeynep komiserin anne - babasının tesadüf eseri verdikleri bilgi ile cinayeti hoop çözüveriyorlar bir anda bu da bana çok inandırıcı gelmedi sanki sonunu bulamamış ve uydurmaya çalışmış açıkçası çok havada kalmış tam olarak bağlayamamış yazar sonunu hikayenin.


Ahmet Ümit kitapta kendini de yansıtmaya çalışmış ama bana kalırsa o da yapaylıktan öteye gidememiş. Yani işin özü ben bu kitabı Ahmet Ümit okuyacaklara tavsiye etmiyorum sizi kesmez diyorum gerçek bir polisiye okumak istiyorsanız Kavim ya da İstanbul Hatırası kitaplarını okumanızı şiddetle tavsiye ediyorum.



Ahmet Ümit bu yıl sonunda yeni kitabını çıkarmaya hazırlanırken umuyorum ki Beyoğlu'nun En Güzel Abisi gibi olmasın yazarın eski üslubunu özlemiyorum desem yalan söylemiş olurum çünkü.

2 yorum:

  1. Gezi'den sonra kitap çıkaran kült yazar diyeyim ben kült yazarların kitaplarında mutlaka geziye bir değinme var ya da hükümete bir dokundurtma,bu bir bakıma ilerisi için çok iyi bir bakıma da konuyu gereksiz yere yaydıkları için kötü.Bu bu kitapta da böyle Emrah Serbes'in son kitabında da böyle.Ben ise Patasana'yı tek geçerim kitapları içinde.Bu kitapta konu çok yüzeysel ve nasıl desem bilindikti :(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sorma gene de Emrah Serbes buna nazaran daha iyiydi okudukça sıkıldım,şiştim iç çektim ama ne yazık ki bir kitabı elime alıp yarım bırakma huyum olmadığımdan bitirdim sonuç hüsran ki ne hüsran :(

      Sil

22 Ekim 2015 Perşembe

Ahmet Ümit - Beyoğlu'nun En Güzel Abisi


İnsanı mest edecek derecede yağmuruyla ''Hadi Damla bırak şu test kitaplarını yap bir kahve al kitabını da geç pencerenin karşısına keyif yap!'' Ankara'sından herkese selamlar ! Ankara şu son birkaç gündür güzel yağmurlu havasıyla beni mest ediyor haliyle zaten ders çalışmak istemeyen bünyemde kendi içinde isyan bayraklarını sallıyor. Eh napalım o isyan bayraklarını sallarken bende size yeni bitirdiğim Beyoğlu'nun En Güzel Abisi adlı Ahmet Ümit kitabından bahsedebilirim diye düşündüm.


Ahmet Ümit -Beyoğlu'nun En Güzel Abisi 





Ahmet Ümit'i bir çok seven kesim var bir de hiç sevmeyen ya da bir iki kitabını okuyup bana göre değilmiş diye kitaplarını rafa kaldıran. Ben o iki kesimden de değilim yani anlayacağınız arafta kaldım. Ahmet Ümit'in bugüne kadar Bab-ı Esrar, Patasana, Kukla, Kavim ve İstanbul Hatırası kitaplarını okuyan ben hepsini sevmiştim amma velakin bu son okuduğum Ahmet Ümit kitabı beni son derece hayal kırıklığına uğrattı. Öncelikle Başkomiser Nevzat'ı çok özlediğimi itiraf etmeliyim tabi Ali ve Zeynep karakterlerini de öyle. Kitaba bir heves başlayan ben ilerleyen sayfalarda aradığımı bulamadım üstelik yazarın okuduğum diğer kitaplarının tadını da alamadım. Bir Kavim efsanedir benim nezlimde mesela Allah'ım o nasıl kitaptı öyle katil o mu bu mu derken nefes nefese bitirmiştim kitabı etkisinden de uzun süre de çıkamamıştım. Eee haliyle bundan önceki kitaplarını okurken heyecanlanan ben bu kitabını da büyük bir beklenti içine girerek okumaya başladım ama kitabın yarısına gelince cidden hüsran yaşadım. Evet yine cinayet var, esrarlar mevcut ancak Ahmet Ümit bana kalırsa bu romanının üzerine fazla düşmemiş. Bir kere yer adları çok basit ve çocukça geldi bir yerde Şiribov ya da Şiriboni pavyon diye bir yeri anlatmış orada çok şaşırdım Şiriboni pavyon ne yaa dedim kendi kendime bu kadar basite kaçmış olması beni açıkçası üzdü. Sonra Tarlabaşındaki cinayetin failini bulamamışlardı tam dosya kapanacaktı ki Zeynep komiserin evine giden kahramanlarımız Zeynep komiserin anne - babasının tesadüf eseri verdikleri bilgi ile cinayeti hoop çözüveriyorlar bir anda bu da bana çok inandırıcı gelmedi sanki sonunu bulamamış ve uydurmaya çalışmış açıkçası çok havada kalmış tam olarak bağlayamamış yazar sonunu hikayenin.


Ahmet Ümit kitapta kendini de yansıtmaya çalışmış ama bana kalırsa o da yapaylıktan öteye gidememiş. Yani işin özü ben bu kitabı Ahmet Ümit okuyacaklara tavsiye etmiyorum sizi kesmez diyorum gerçek bir polisiye okumak istiyorsanız Kavim ya da İstanbul Hatırası kitaplarını okumanızı şiddetle tavsiye ediyorum.



Ahmet Ümit bu yıl sonunda yeni kitabını çıkarmaya hazırlanırken umuyorum ki Beyoğlu'nun En Güzel Abisi gibi olmasın yazarın eski üslubunu özlemiyorum desem yalan söylemiş olurum çünkü.

2 yorum:

Zahide on 22 Ekim 2015 04:32 dedi ki...

Gezi'den sonra kitap çıkaran kült yazar diyeyim ben kült yazarların kitaplarında mutlaka geziye bir değinme var ya da hükümete bir dokundurtma,bu bir bakıma ilerisi için çok iyi bir bakıma da konuyu gereksiz yere yaydıkları için kötü.Bu bu kitapta da böyle Emrah Serbes'in son kitabında da böyle.Ben ise Patasana'yı tek geçerim kitapları içinde.Bu kitapta konu çok yüzeysel ve nasıl desem bilindikti :(

kelebenk Damla on 22 Ekim 2015 11:05 dedi ki...

Sorma gene de Emrah Serbes buna nazaran daha iyiydi okudukça sıkıldım,şiştim iç çektim ama ne yazık ki bir kitabı elime alıp yarım bırakma huyum olmadığımdan bitirdim sonuç hüsran ki ne hüsran :(

Yorum Gönder