Anne Frank'ın Hatıra Defteri

Uzun bir aradan sonra yine buralardayım. Bloga yazı girmeyeli baya olmuş ama bunda benim suçum yok ders çalışmaktan anam ağlıyor sonra hiç vaktim olmadığımdan okumalarım kaplumbağa hızında ilerliyor ama bundan şikayetçi değilim sindire sindire okuyorum ve geri kalan zamanımda da sahafları dolaşıyorum.



Bugün sizlere Anne Frank'ın Hatıra Defterinden bahsetmek istiyorum. Okuyanlarınız zaten vardır ancak okumayan ve okumak isteyenler için biraz anlatmanın bir zararı olmaz :)
Anne Frank'ın Hatıra Defteri


Kitapla ilgili söylenecek çok şeyi olanlardanım öncelikle kitap Anne Frank adında 15 yaşındaki bir kızın 12 Haziran 1942 ile 1 Ağustos 1944 yılları arasında yazmış olduğu günlüklerden oluşuyor. O yılları bilen veya duyanlar için Hitlerin Yahudi soykırımı desem herhalde kafalarda pek çok şey oluşacaktır o dönemle ilgili. Kitabı çok kısa bir süre içinde bitirebilirdim ancak yavaş ilerlemek Anne'in duygularını yaşamak istedim. 13 yaşında hayattan kopmamak ve öldürülmemek için Arka Ev'de ailesi ve kendisi gibi Hitler'in soykırımından kaçan 4 kişi ile beraber tam 2 yıl boyunca gökyüzüne bakamadan,dışarı çıkıp temiz hava alınamadan geçen koskoca bir 2 yılı yazmış Anne. Küçük bir kızın ergenliğe geçiş dönemi,annesiyle yaşadıkları, babasına olan bağlılığı ve tarifsiz sevgisi ile beraber tam 2 yıl boyunca neler yaşadıklarını bu deftere kaydetmiş.

Anne Frank'ın  Arka Evi

Düşünün bir kere ölüm korkusu ile yaşıyorsunuz küçük bir evde aileniz hariç tanımadığınız ama aynı korkuları paylaştığınız 4 kişi ile beraber bir sürü şey paylaşıyorsunuz. Bir yandan savaş bir yandan öldürülme korkusu bir yandan açlık ve susuzluk yaşıyor bütün bunlarla birlikte kendinizi  kafese kapatılmış küçük bir kuş gibi hissediyorsunuz. Ne kadar feci öyle değil mi ? Kendimi Anne'in yerine koyduğumda çıldırmamak içten bile değil diyorum üstelik bütün bu yaşadıklarına rağmen umudu tükenmiyor arada ağlama nöbetlerine girse de -ki bu çok normal - onun ve onun gibi o dönemde bu soykırıma kurban giden pek çok kişinin yaşayabileceği bir duygu yoğunluğu. Okuduğum kadarıyla Anne ve orada yaşayanlar kesinlikle boş kişiler değil bir kere mutlaka kitap okuyorlar ve hemen hepsi en az iki yabancı dil biliyor daha fazlasını öğrenmek için gayret ediyorlar. Anne yaşına göre çok bilgili, olgun bir kız tüm yaşadıklarını göz önüne alırsak sorarım size acaba kaçımız Anne gibi umudumuzu yitirmeden devam edebilirdik Arka Ev'de.

Orjinal Günlüğü

Anne ve beraberindekiler yakalandıklarında başlarına geleceklerini biliyorlardı onların tek istedikleri özgürce yaşayabilecekleri bir yurttu. Anne 1945 yılının Mart ayında 15 yaşındayken Bergen Belsen kampında öldü ve günlüğü de hayatta kalan babası Otto Frank'ın çalışmaları sayesinde pek çok kişiye ulaştı. Otuzun üzerinde dile çevrildi ve 16 milyon adet sattı.

O dönemi daha iyi öğrenmek isteyenler için harika bir kitap aynı zamanda John Boyne'in Çizgili Pijamalı Çocuk adlı kitabını da şiddetle tavsiye ederim ki bu kitabın filmi de çekildi.

Kitapla kalın ! :)




Yorumlar

  1. Uzun bir aradan sonra hoşgeldin :) Bu kitabı okuduğumda çocuktum, çok ağlamıştım.Bir de Zlata'nın Günlüğü var . Onu da çocukken okumuştum.Şimdi tekrar aklı selim okumak lazım sanırım :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hoş bulduk ! :) İlk fırsatta o kitabı da okumalıyım o zaman ve evet Anne Frank'ı tekrar tekrar okumak gerek kanımca :)

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Haydar Ergülen - Öyle Küçük Şeyler

Tiyatro - Annemin Son Çılgınlıkları

Zülfü Livaneli - Elia ile Yolculuk