29 Mart 2015 Pazar

The Judge

Ankara'ya yağmur yağıyor görülmüş şey değil hem de üç gündür aman ne yağmur ne yağmur bu yüzden tam da bir okumalı-yazmalı bir pazar günü için iyi bir fırsat tabi ki arada vizyondan yeni çıkan ya da kaçırılan filmleri izleme de hiç de fena olmaz sanırım.

Uzun zamandır film yorumları yapmıyorum aslında yapamıyordum demek daha doğru çünkü vakit yok ve saatlerin de bir saat ileriye alınması iyice dar olan zamanımı daha da darlaştırmaktan başka bir işe yaramadı !! Bu saçma sapan uygulama bir tek bizim ülkemizde var ben tam bu saate alışıyorum hop tekrar değiştiriyorlar. Çok saçma ve çağ dışı bir uygulama !!

Film yorumundan gene alakasız bir konuya geldim farkındayım başlıyorum hadi takın şakira kemerlerinizi !


27 Mart 2015 Cuma

Hakan Günday - Az

"Belki de, seni az tanıyorum demek, seni kendimden çok biliyorum, demektir.
 Bilmesem de, öğrenmek için her şeyi yaparım, demektir. 
 Belki de az , her şey demektir. 
 Ve belki de benim sana söyleyebileceğim tek şeydir.."

Her şey aslında kendi açımdan bakıldığında çok masumca başlamıştı. Hakan Günday'ı çok duymuştum yakın çevremden,arkadaşlarımdan ki o kadar çok duymaya başlamıştım ki kolay kolay herkesin okuduğuna kulak kabartmayan ben bir anda bu adamı merak etmeye başladım. Eğer iyi bir okur olduğunuzu iddia ediyorsanız her yazarın tadına en az bir kere bakarsınız benimki de o hesap iki hafta önce Adnan Ötüken de göz göze geldiğimiz anda bir çekim alanına girdiğim Hakan Günday ile önce bir şaşırdık ardından da ilk görüşte aşk olayını yaşadık. Kitabı nasıl çekip aldım,nasıl ordan çıktım hatırlamıyorum bile tek hatırladığım bu kitaba ilk görüşte vurulduğum. Hani bir söz vardır ya '' Bir kitap okudum ve hayatım değişti'' diye ben daha okumadan hayatımın değiştiğini hissettim, hissettiren sağ olsun. 

21 Mart 2015 Cumartesi

Kazuo Ishiguro - Beni Asla Bırakma

Kitap okumayı bir yaşam felsefesi haline getirdiğimden beri  sinir olduğum cümleler net !

''Okunması gereken 30 kitap
''Ölmeden önce okunması gereken 1001 kitap
''İzlenmesi geren şu şu yönetmenin( hani şu çoook ünlü yönetmen var ya o kimse ben garanti  bilmiyorumdur ) geberip gitmeden izleyin dediği filmler,
''Uzmanlardan okunması gereken 100 edebiyat şaheseri filan, vs.

 Demiyorlar mı ben bir uyuz oluyorum bir uyuz oluyorum ! sanki okuyan,gidip gören,eleştiren insanlar sizin tavsiyelerinizi almak durumunda !! Onu geçtim bu okunması gereken ama en çok da sinir olduğum ölmeden okunması gereken kitap listeleri yok mu beni deli ediyor yaa ! Ben zevkine okuyorum ha çoğu zaman tavsiyeler alırım o başka ama bu listeleri gördük sıra cidden aptala alınıyoruz diye de düşünmüyor değilim.


Her neyse şu aralar elimde çok sürünen bir kitap vardı çok şükür bitirdim. Yaklaşık iki hafta önce YKY'den aldığım kitabımın adı ''Kazuo Ishiguro - Beni Asla Bırakma''


Aslında aklımda çok başka bir kitap almak vardı ama hani size de oluyor mu bilmiyorum ama basiretim bağlandı ve bu kitaba gitti ellerim ve kendimi kasanın önünde buldum. Yaklaşık 9 gündür kitap elimde süründü benimle her yere gitti geldi, gitti geldi ve sonuç az önce can çekişerek bitirdim kitabı. Bende bir mutsuzluk bir mutsuzluk bir de pis huyum var bir kitaba başladıysam onu illa bitireceğim ve en nihayetinde bitirebildim. 

Kitabın yazarını ilk defa okuduğumdan mıdır nedir belki bu yazarı sevenleriniz vardır ama ben uzun süre bu yazarı okumayacağımı biliyorum. 


17 Mart 2015 Salı

Ana-Kara Nam-ı Ana-kara Bildiğin Ankara İşte Be !

Ankara da yaşamanın en güzel taraflarından biri nedir diye sorsalar kışı seven kişinin cevabı nettir,bellidir. ''Ana-kara'' hep soğuktur pek bir soğuktur. Çoğunlukla deniz kıyısı alanlarda veya Karadeniz taraflarında ılıman bir hava yaşanır hatta ve hatta bazı delibaş koyunlar tişörtle bile çıkarken siz Ana-kara da donarsınız!!!


91'den beri burada yaşayan bir zavallı olarak bebeliğim,çocukluğum,gençliğim kii (Gençliğim diyorum yaş kemale erdi erecek Ağustos bence hiç gelmesin ) burada geçti korkarım ki orta yaşım en güzel çağım da Ankara'nın buz gibi havasında totom donarken,dişlerimi tıkırtadırkene bir gün bir park avlusunda (mümkünse Gençlik Parkı olmaz umarım ) beni bulabilirler bir bankın yanında elimde kitapla, tabi bu benim ölüm fantezim. Böyle ölsem çok koymaz bana cidden. Okurken ölmek fena değilmiş haa şöyle bir düşününce çok kıyak olurdu ama ana haberlere çıkar mıydım bilmiyorum netice de çıkabilmek için hunhar bir erkek tarafından ( Dikkat !burada feministlik ar damarım çatlıyor!) en az 40 yerimden delik deşik edilmem,tecavüze uğramam ya da Biz Evleniyoruz programındaki Caner gibi bir saf bulup onu kendime aşık edip kafasında bardak kırdırtmam falan gerekirdi diye düşünüyorum ya da çok mu şey düşündüm ne soğuk havadan nerelere geldim iyi mi :D

13 Mart 2015 Cuma

Krıstın Hannah - İlkbahar Rüyası

Çok uykusuz geçen bir haftadan sonra yine buralardayım !
Uykusuz diyorum çünkü gerçekten uyku düzenimi yitirmiş bulunmaktayım, uyku nereye ben oraya modundayım aslında ama ders çalışmam lazım ee haliyle ayakta uyumaya başladım. Bugünü feyz verecek olursam eğer otobüste bildiğiniz ayakta uyudum :D Evet evet hem de tam tamına 10 dakika ! Aslında ineceğim yere ulaştığımı fark etmeseydim full uyurdum herhalde :D

Uyku ve uykusuzlukla geçen maceralarımı bir kenara bırakıyorum hemen ve yeni bitirdiğim ''Krıstın Hannah ve ''İlkbahar Rüyası'na hızlı bir geçiş yapıyorum. Krıstın Hannah'ın daha önce Kış Bahçesi kitabını okumuştum iki yaz önce sonra kütüphanede görünce serisini bende İlkbahar Rüyasını alıp okumak istedim. Tarzı itibariyle aranızda okuyanlarınız varsa bu yazarı veya  pembe serisi hastası olanlar vardır muhakkak hatırlayacaklardır. Sarah Jıo gibi aynı şeyi pişirip pişirip benim önüme koymuyorsa bir yazar benim için on numara beş yıldızdır nitekim Krıstın de bu fazlasıyla mevcut. Kitapları hem çok akıcı hem de bir çırpıda bittiğinden kitaplarına uzanırken eliniz tereddüt etmeden alıyorsunuz okumak için.


6 Mart 2015 Cuma

Hakan Günday - Daha

Çok sert geçen bir bahar akşamından herkese selam !

Ankara'ya nedense bir türlü bahar gelmiyor 24 yıldır buradayım şöyle bir havasını içime çekemedim şu şehrin ya bende bir talihsizlik var ya da 24 yıldır süren bir bahtsızlık :) Her neyse ben Ankara'ya baharın gelmesini amaçsızca bekleyip dururken sizlere Hakan Günday ve Daha kitabından bahsetmek istiyorum.

Hakan Günday'ı sene başında okumak istediğim yazarların başında belirtmiştim ve Murakami ile listemin başını çektiğini belirtmiştim zaten daha Murakami ile teşrif edemedik ama geçen hafta kütüphanede Hakan Günday ile göz göze gelip hafif bir flörtleşince tamam yavrum evladım alıp okuyorum ve de kendimce yorumluyorum seni dedim ve kapıp geldim eve kitabı :)


Hakan Günday ilk kitabını 23 yaşında yazmış. Zaten onu okuyanlar onun hakkında ön bilgiye Google hazretleri sayesinde kolayca erişebilirler bir de ben çok bilmişlik yapıp bildiğiniz şeyleri sıralamayacağım sizlere. Kitaba geçiyorum özetle !


''Daha'' kitabını okumaya hazırlanırken onu daha önce okuyan arkadaşlarımdan tavsiyeler almış ve pek tabi bir karanlıklar silsilesinin, bir bunalım zirvesinin, kötülüklerin anası-babası bit-tabi prensi olan Hakan Günday'ı okurken kendimi olabileceklerin en kötüsüne hazırlamıştım ancak ne çare kitabın her sayfasında kötülüklerin prensi sevgili yazarımız beni her okuyuşumda maşallah tokat manyağına çevirdi. Her sayfada, her bölümde:

 -Allah'ım yok artık bu kadar da olmaz ! olamaz !!! dedirten bir üsluba sahip Günday. Kitabı elime aldığım günden beri aklımda tek bir soru değil binlerce soru dolaştı durdu ve her sayfada beynimi küçük küçük kurtçuklar yedi dahası kitaba adını veren ''DAHA '' kelimesine yaraşır bir şekilde davranan Günday okuyana Daha Daha ve Daha çok acı yüklemeyi unutmayarak bir nevi acıların ve çaresizliklerin çocuğu olan Gaza'yı yaratarak bir nevi bir içe işleme, bir acılar silsilesine götürüp götürüp getirme durumları yaşattı bendenize.


Kitapta Gaza'nın onu doğururken ölen annesinden tutun da insan ticareti yapan babası Ahad'ın ve bu insan ticaretini yaparken daha 10 yaşında tecavüze uğrayan, pek çok insanın ölümüne şahit olan ve 13-14 yaşlarında bedelsiz kimseye bir şey verilmeyeceğini öğrenip ilk cinsel deneyimini bu çaresiz insanların arasından seçtiği bir kurbanın üzerinde gerçekleştiren Gaza'nın  bir yandan da ölümüne sebep olduğu Cuma'yı içinde taşırken bir yandan onunla yaptığı içsel konuşmalara şahit oluyor ve hayatının nasıl değiştiğine, nasıl bir dünyaya gözlerini açtığını öğrendiğinizde kendi insanlığınızdan utanacak hale geliyorsunuz.


Kitabın bende bıraktığı etki çok büyük oldu. 2.Hakan Günday kitabıma bunu sindirdikten sonra çok tavsiye edilen Az ile devam etmeyi düşünüyorum.


Kitap 420 sayfa ve Doğan Kitaptan çıkmış. Kötülüğün de kötüsü olurmuş demeyin okuyun varmış diyeceksiniz !


İyi hafta sonları ! :)

29 Mart 2015 Pazar

The Judge


Ankara'ya yağmur yağıyor görülmüş şey değil hem de üç gündür aman ne yağmur ne yağmur bu yüzden tam da bir okumalı-yazmalı bir pazar günü için iyi bir fırsat tabi ki arada vizyondan yeni çıkan ya da kaçırılan filmleri izleme de hiç de fena olmaz sanırım.

Uzun zamandır film yorumları yapmıyorum aslında yapamıyordum demek daha doğru çünkü vakit yok ve saatlerin de bir saat ileriye alınması iyice dar olan zamanımı daha da darlaştırmaktan başka bir işe yaramadı !! Bu saçma sapan uygulama bir tek bizim ülkemizde var ben tam bu saate alışıyorum hop tekrar değiştiriyorlar. Çok saçma ve çağ dışı bir uygulama !!

Film yorumundan gene alakasız bir konuya geldim farkındayım başlıyorum hadi takın şakira kemerlerinizi !


27 Mart 2015 Cuma

Hakan Günday - Az


"Belki de, seni az tanıyorum demek, seni kendimden çok biliyorum, demektir.
 Bilmesem de, öğrenmek için her şeyi yaparım, demektir. 
 Belki de az , her şey demektir. 
 Ve belki de benim sana söyleyebileceğim tek şeydir.."

Her şey aslında kendi açımdan bakıldığında çok masumca başlamıştı. Hakan Günday'ı çok duymuştum yakın çevremden,arkadaşlarımdan ki o kadar çok duymaya başlamıştım ki kolay kolay herkesin okuduğuna kulak kabartmayan ben bir anda bu adamı merak etmeye başladım. Eğer iyi bir okur olduğunuzu iddia ediyorsanız her yazarın tadına en az bir kere bakarsınız benimki de o hesap iki hafta önce Adnan Ötüken de göz göze geldiğimiz anda bir çekim alanına girdiğim Hakan Günday ile önce bir şaşırdık ardından da ilk görüşte aşk olayını yaşadık. Kitabı nasıl çekip aldım,nasıl ordan çıktım hatırlamıyorum bile tek hatırladığım bu kitaba ilk görüşte vurulduğum. Hani bir söz vardır ya '' Bir kitap okudum ve hayatım değişti'' diye ben daha okumadan hayatımın değiştiğini hissettim, hissettiren sağ olsun. 

21 Mart 2015 Cumartesi

Kazuo Ishiguro - Beni Asla Bırakma


Kitap okumayı bir yaşam felsefesi haline getirdiğimden beri  sinir olduğum cümleler net !

''Okunması gereken 30 kitap
''Ölmeden önce okunması gereken 1001 kitap
''İzlenmesi geren şu şu yönetmenin( hani şu çoook ünlü yönetmen var ya o kimse ben garanti  bilmiyorumdur ) geberip gitmeden izleyin dediği filmler,
''Uzmanlardan okunması gereken 100 edebiyat şaheseri filan, vs.

 Demiyorlar mı ben bir uyuz oluyorum bir uyuz oluyorum ! sanki okuyan,gidip gören,eleştiren insanlar sizin tavsiyelerinizi almak durumunda !! Onu geçtim bu okunması gereken ama en çok da sinir olduğum ölmeden okunması gereken kitap listeleri yok mu beni deli ediyor yaa ! Ben zevkine okuyorum ha çoğu zaman tavsiyeler alırım o başka ama bu listeleri gördük sıra cidden aptala alınıyoruz diye de düşünmüyor değilim.


Her neyse şu aralar elimde çok sürünen bir kitap vardı çok şükür bitirdim. Yaklaşık iki hafta önce YKY'den aldığım kitabımın adı ''Kazuo Ishiguro - Beni Asla Bırakma''


Aslında aklımda çok başka bir kitap almak vardı ama hani size de oluyor mu bilmiyorum ama basiretim bağlandı ve bu kitaba gitti ellerim ve kendimi kasanın önünde buldum. Yaklaşık 9 gündür kitap elimde süründü benimle her yere gitti geldi, gitti geldi ve sonuç az önce can çekişerek bitirdim kitabı. Bende bir mutsuzluk bir mutsuzluk bir de pis huyum var bir kitaba başladıysam onu illa bitireceğim ve en nihayetinde bitirebildim. 

Kitabın yazarını ilk defa okuduğumdan mıdır nedir belki bu yazarı sevenleriniz vardır ama ben uzun süre bu yazarı okumayacağımı biliyorum. 


17 Mart 2015 Salı

Ana-Kara Nam-ı Ana-kara Bildiğin Ankara İşte Be !


Ankara da yaşamanın en güzel taraflarından biri nedir diye sorsalar kışı seven kişinin cevabı nettir,bellidir. ''Ana-kara'' hep soğuktur pek bir soğuktur. Çoğunlukla deniz kıyısı alanlarda veya Karadeniz taraflarında ılıman bir hava yaşanır hatta ve hatta bazı delibaş koyunlar tişörtle bile çıkarken siz Ana-kara da donarsınız!!!


91'den beri burada yaşayan bir zavallı olarak bebeliğim,çocukluğum,gençliğim kii (Gençliğim diyorum yaş kemale erdi erecek Ağustos bence hiç gelmesin ) burada geçti korkarım ki orta yaşım en güzel çağım da Ankara'nın buz gibi havasında totom donarken,dişlerimi tıkırtadırkene bir gün bir park avlusunda (mümkünse Gençlik Parkı olmaz umarım ) beni bulabilirler bir bankın yanında elimde kitapla, tabi bu benim ölüm fantezim. Böyle ölsem çok koymaz bana cidden. Okurken ölmek fena değilmiş haa şöyle bir düşününce çok kıyak olurdu ama ana haberlere çıkar mıydım bilmiyorum netice de çıkabilmek için hunhar bir erkek tarafından ( Dikkat !burada feministlik ar damarım çatlıyor!) en az 40 yerimden delik deşik edilmem,tecavüze uğramam ya da Biz Evleniyoruz programındaki Caner gibi bir saf bulup onu kendime aşık edip kafasında bardak kırdırtmam falan gerekirdi diye düşünüyorum ya da çok mu şey düşündüm ne soğuk havadan nerelere geldim iyi mi :D

13 Mart 2015 Cuma

Krıstın Hannah - İlkbahar Rüyası


Çok uykusuz geçen bir haftadan sonra yine buralardayım !
Uykusuz diyorum çünkü gerçekten uyku düzenimi yitirmiş bulunmaktayım, uyku nereye ben oraya modundayım aslında ama ders çalışmam lazım ee haliyle ayakta uyumaya başladım. Bugünü feyz verecek olursam eğer otobüste bildiğiniz ayakta uyudum :D Evet evet hem de tam tamına 10 dakika ! Aslında ineceğim yere ulaştığımı fark etmeseydim full uyurdum herhalde :D

Uyku ve uykusuzlukla geçen maceralarımı bir kenara bırakıyorum hemen ve yeni bitirdiğim ''Krıstın Hannah ve ''İlkbahar Rüyası'na hızlı bir geçiş yapıyorum. Krıstın Hannah'ın daha önce Kış Bahçesi kitabını okumuştum iki yaz önce sonra kütüphanede görünce serisini bende İlkbahar Rüyasını alıp okumak istedim. Tarzı itibariyle aranızda okuyanlarınız varsa bu yazarı veya  pembe serisi hastası olanlar vardır muhakkak hatırlayacaklardır. Sarah Jıo gibi aynı şeyi pişirip pişirip benim önüme koymuyorsa bir yazar benim için on numara beş yıldızdır nitekim Krıstın de bu fazlasıyla mevcut. Kitapları hem çok akıcı hem de bir çırpıda bittiğinden kitaplarına uzanırken eliniz tereddüt etmeden alıyorsunuz okumak için.


6 Mart 2015 Cuma

Hakan Günday - Daha


Çok sert geçen bir bahar akşamından herkese selam !

Ankara'ya nedense bir türlü bahar gelmiyor 24 yıldır buradayım şöyle bir havasını içime çekemedim şu şehrin ya bende bir talihsizlik var ya da 24 yıldır süren bir bahtsızlık :) Her neyse ben Ankara'ya baharın gelmesini amaçsızca bekleyip dururken sizlere Hakan Günday ve Daha kitabından bahsetmek istiyorum.

Hakan Günday'ı sene başında okumak istediğim yazarların başında belirtmiştim ve Murakami ile listemin başını çektiğini belirtmiştim zaten daha Murakami ile teşrif edemedik ama geçen hafta kütüphanede Hakan Günday ile göz göze gelip hafif bir flörtleşince tamam yavrum evladım alıp okuyorum ve de kendimce yorumluyorum seni dedim ve kapıp geldim eve kitabı :)


Hakan Günday ilk kitabını 23 yaşında yazmış. Zaten onu okuyanlar onun hakkında ön bilgiye Google hazretleri sayesinde kolayca erişebilirler bir de ben çok bilmişlik yapıp bildiğiniz şeyleri sıralamayacağım sizlere. Kitaba geçiyorum özetle !


''Daha'' kitabını okumaya hazırlanırken onu daha önce okuyan arkadaşlarımdan tavsiyeler almış ve pek tabi bir karanlıklar silsilesinin, bir bunalım zirvesinin, kötülüklerin anası-babası bit-tabi prensi olan Hakan Günday'ı okurken kendimi olabileceklerin en kötüsüne hazırlamıştım ancak ne çare kitabın her sayfasında kötülüklerin prensi sevgili yazarımız beni her okuyuşumda maşallah tokat manyağına çevirdi. Her sayfada, her bölümde:

 -Allah'ım yok artık bu kadar da olmaz ! olamaz !!! dedirten bir üsluba sahip Günday. Kitabı elime aldığım günden beri aklımda tek bir soru değil binlerce soru dolaştı durdu ve her sayfada beynimi küçük küçük kurtçuklar yedi dahası kitaba adını veren ''DAHA '' kelimesine yaraşır bir şekilde davranan Günday okuyana Daha Daha ve Daha çok acı yüklemeyi unutmayarak bir nevi acıların ve çaresizliklerin çocuğu olan Gaza'yı yaratarak bir nevi bir içe işleme, bir acılar silsilesine götürüp götürüp getirme durumları yaşattı bendenize.


Kitapta Gaza'nın onu doğururken ölen annesinden tutun da insan ticareti yapan babası Ahad'ın ve bu insan ticaretini yaparken daha 10 yaşında tecavüze uğrayan, pek çok insanın ölümüne şahit olan ve 13-14 yaşlarında bedelsiz kimseye bir şey verilmeyeceğini öğrenip ilk cinsel deneyimini bu çaresiz insanların arasından seçtiği bir kurbanın üzerinde gerçekleştiren Gaza'nın  bir yandan da ölümüne sebep olduğu Cuma'yı içinde taşırken bir yandan onunla yaptığı içsel konuşmalara şahit oluyor ve hayatının nasıl değiştiğine, nasıl bir dünyaya gözlerini açtığını öğrendiğinizde kendi insanlığınızdan utanacak hale geliyorsunuz.


Kitabın bende bıraktığı etki çok büyük oldu. 2.Hakan Günday kitabıma bunu sindirdikten sonra çok tavsiye edilen Az ile devam etmeyi düşünüyorum.


Kitap 420 sayfa ve Doğan Kitaptan çıkmış. Kötülüğün de kötüsü olurmuş demeyin okuyun varmış diyeceksiniz !


İyi hafta sonları ! :)