27 Haziran 2015 Cumartesi

Hayaller Paris Gerçekler Çorum !

Uzun zamandır yazmıyorum haliyle yazmayınca bunalıma girmemek elde değil benim için. Hayat bir portakal gel beni soy diyor soyuyorsun soyuyorsun sonra bir bakmışsın mevsimi geçmiş çilek-muz-kivi çıkmış hep bir geç kalınmışlık hep bir acele hep bir telaş aman dersin sonra kısmet değilmiş,nasip değilmiş kendini dıştan denetimin kollarına bırakıverirsin. Bazen diyorum ki evet dünyada ne çok acı var sahiden öyle değil mi ? Geçenlerde annem izlediği bir haberden bahsetti. Ankara'nın zengin semtleri,güngörmüş yerleri meşhurdur onlardan bir de yeni yeni gelişen dev binalarıyla başka bir yer olan Çukurambar. İşte burada bir yandan zenginliği bir yandan da fakirliğin en dibini görebilirsiniz. İnsanlar aç kalmamak için kirpi yiyormuş. Evet evet yanlış duymadınız bildiğiniz kirpi yiyorlarmış ve bu yedikleri kirpiden ötürü 15 yaşındaki bir çocuk hastaneye kaldırılmış kirpinin iğnesinden ötürü. Bunu duyunca ne kadar şükürsüz olduğumu anladım bir kez daha sonra dedim ki kendi kendime insanlar nelerle uğraşıyor nelerin mücadelesini veriyor. Çevremizde o kadar çok ki böyle yaşayan insanlar haliyle hayatın koşuşturmacasına kapılıp savrulup giderken çoğu zaman birbirimize bir Merhaba'yı çok görürken bu haber iliklerime kadar buz kesmeme sebep oldu.


Hayat her zaman Paris değil hayat bazen Çorum bazen de karanlığın en dibinde olanlar için umut etmeyi sürdürmek. O şartlara rağmen yaşamaya çalışan insanları gördükçe bizim gün içinde sorun yumağı haline getirdiğimiz,oflayıp pufladığımız kaderimize lanet ettiğimiz anlar geliyor aklıma da lan diyorum ben ne salakmışım.


27 Haziran 2015 Cumartesi

Hayaller Paris Gerçekler Çorum !


Uzun zamandır yazmıyorum haliyle yazmayınca bunalıma girmemek elde değil benim için. Hayat bir portakal gel beni soy diyor soyuyorsun soyuyorsun sonra bir bakmışsın mevsimi geçmiş çilek-muz-kivi çıkmış hep bir geç kalınmışlık hep bir acele hep bir telaş aman dersin sonra kısmet değilmiş,nasip değilmiş kendini dıştan denetimin kollarına bırakıverirsin. Bazen diyorum ki evet dünyada ne çok acı var sahiden öyle değil mi ? Geçenlerde annem izlediği bir haberden bahsetti. Ankara'nın zengin semtleri,güngörmüş yerleri meşhurdur onlardan bir de yeni yeni gelişen dev binalarıyla başka bir yer olan Çukurambar. İşte burada bir yandan zenginliği bir yandan da fakirliğin en dibini görebilirsiniz. İnsanlar aç kalmamak için kirpi yiyormuş. Evet evet yanlış duymadınız bildiğiniz kirpi yiyorlarmış ve bu yedikleri kirpiden ötürü 15 yaşındaki bir çocuk hastaneye kaldırılmış kirpinin iğnesinden ötürü. Bunu duyunca ne kadar şükürsüz olduğumu anladım bir kez daha sonra dedim ki kendi kendime insanlar nelerle uğraşıyor nelerin mücadelesini veriyor. Çevremizde o kadar çok ki böyle yaşayan insanlar haliyle hayatın koşuşturmacasına kapılıp savrulup giderken çoğu zaman birbirimize bir Merhaba'yı çok görürken bu haber iliklerime kadar buz kesmeme sebep oldu.


Hayat her zaman Paris değil hayat bazen Çorum bazen de karanlığın en dibinde olanlar için umut etmeyi sürdürmek. O şartlara rağmen yaşamaya çalışan insanları gördükçe bizim gün içinde sorun yumağı haline getirdiğimiz,oflayıp pufladığımız kaderimize lanet ettiğimiz anlar geliyor aklıma da lan diyorum ben ne salakmışım.