Barış Bıçakçı - Seyrek Yağmur

Barış Bıçakçı okumak hiç bitmeyecek bir yolculuğun sonunu beklemek gibidir benim için ya da özlemle beklediğim haberin hiç ummadığım bir yerde beni kucaklaması veya umutsuzluğa her düştüğümde gökyüzüne bakıp iç çekmektir.


Barış Bıçakçı'nın yeni kitabı Seyrek Yağmur'u benim gibi bekleyenler çoğunluktaydı hatt-ı zatında uzun süre geçmişti ve biz özlemle onu okumayı,onun kelimelerinde dolu dolu yaşamayı özlemiştik. En nihayetinde bu özlemimiz muradına erdi ve Barış Bıçakçı hayranlarını çok sevindiren haber 1 ay önce geldi. Yeni kitabı Seyrek Yağmur bir aydır raflarda ve hayranları tarafından kana kana okunmakta.
Seyrek Yağmur sevinci :)



Barış Bıçakçı kitaplarını daha önce yalayıp yutan bendeniz son çıkacak olan kitabını büyük bir sabırsızlıkla bekledim, bekledim ama bitmesin diye de okunacaklar kısmının biraz arkasına iteledim. Kolay değil Barış öyle durmadan yazan biri değil ve onu özleyen ben azar azar okumayı tercih ettim. Kitap çıkar çıkmaz alanlardanım haliyle kapağını çok çok beğenmesem de içinde yine o buram buram kokan Barış dolu cümleleri okumayı ne kadar çok özlediğimi fark ettim. Bir yazara ya da şaire hayransanız ve kitap çıkarma süresi bir hayli uzunsa beklemek size cehennem gibi geliyor. Nitekim bana da öyle oldu.




Seyrek Yağmur'da ana karakter Rıfat. Rıfat'ın bir kitapçı dükkanı var bir de kedisi. Rıfat dünya'ya küsmüş, 50 yaşlarında sevgilisi tarafından terk edilmiş bir bedbaht. Rıfat karakter bakımından tam da Barış Bıçakçı'nın dişine göre. Rıfat'ın aklından geçenlere göre ilerleyen hikaye kısa ve bir sayfalık girişlerden oluşuyor. Açıkçası bu girişlerin en fazla üç sayfa ile tutulması beni biraz hayal kırıklığına uğrattı. Hem kitap çok çabuk bitiyor hem de ben okurken ne olduğunu anlamadan bitti sanki bana biraz aceleye getirilmiş gibi geldi. Sonra Rıfat için şişman demiş ama ben okurken hiç de öyle hissedemedim sonra Rıfat hapse atılıyor, yeğeni ile felsefe üzerine konuşmalar yapılıyor ve bit bati Gezi olaylarını es geçmemiş bir dokundurma yapılıyor. Rıfat hakkında çok basit betimlemeler çizen yazar onu kendi nezlinde muhteşem bir varlık olarak betimliyor ama onu okuyan adamın aklındaki sorular cevaplanamadan kitap bitiveriyor. Kitap bitince de benim hissettiğim ''Bu kadar mı Rıfat ? '' oldu.


Barış Bıçakçı'yı okurken daha büyük beklentiler içine giren ben zaman zaman neden bu kadar çabuk bitti demekten kendimi alamadım desem yeridir.

Eğer iyi bir Bıçakçı hayranı iseniz benim gibi tabi ki alıp okuyun çünkü biz

#barışbıçakçınınaskerleriyiz :)

Yorumlar

  1. Henüz alamadım, sırada. Beğenmeyen çok ama Barış her şekilde okunur.

    YanıtlaSil
  2. bende son günlerde çok duyuyorum okumak isterim :=)

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Haydar Ergülen - Öyle Küçük Şeyler

Tiyatro - Annemin Son Çılgınlıkları

Zülfü Livaneli - Elia ile Yolculuk