29 Haziran 2016 Çarşamba

Hasan Ali Toptaş - Heba

''Gelecek, geçmişin bok yemesinden başka bir şey değildir zaten biliyorsunuz; ne yaparsak yapalım, bir mucize olmadığı sürece bu gerçeği asla değiştiremeyiz.''


Hasan Ali Toptaş külliyatını devirmeye devam okuyucu çünkü Hasan Ali okunmalı, okunmakla kalmamalı, tek tek satır satır yazdıklarını didiklemeli, doyasıya sevmeli,acaba buradaki esrar ne diye kafayı bir oraya bir buraya ışınlamadır kitaplarını okurken. 


Hasan Ali Toptaş okumayalı çok uzun oldu bende vakit vakitti dedim ve kütüphaneye gidişimde Heba kitabını hemen alıverdim. 



Heba


Heba'yı okurken nedense aklım sık sık Hakan Günday'a gitti onun son okuduğum kitapların üzerinden bi hayli zaman geçmesine rağmen bu iki yazarı bazı noktalarda çok buluşturdum elbette ikisinin de tarzı çok farklıydı ancak ben kitabı okurken Günday'ı çok andım :)



Kitabın konusuna gelince Ziya ve Kenan Urfa'da bir sınır karakolunda askerliklerini beraber yapmışlardır bu beraberlikleri ikisinin çok iyi iki arkadaş olmasına vesile olmuştur. Ziya'nın ve Kenan'ın askerlikleri boyunca yaşadıkları bunalımlar, korkular, çaresizlikle baş etmek için Ziya'nın sığındığı şeyler kitabın genel hattını oluştururken yan rolde rol alan ancak kitabın son sayfalarında kendini iyiden iyiye okuyucuya hissettiren Ziya'ya bırakıyor yerini.  O sınır karakolunda askerlerin yaşadıkları, sefaletin,aşağılanmanın dibini görürken biz aynı vakit bu iki arkadaşın yaşamla ölüm arası gel gitlerine de şahitlik ediyoruz. 



Kitabın büyük çoğunluğu bilinç akışı tekniği ile işlenmiş kitabın başlarında karısın ve doğmamış oğlunu bir patlama sonucu kaybeden acılı eş- baba durumunda seyrediyoruz onu daha sonra ev sahibesi Binnaz Hanım'a evi teslim ederken bırakmak istediği anahtarlardan, çocukluğunda aslında hiç vurmak istemediği ve ölümüne sebep oldu o serçe'ye yol alıveriyoruz bir anda daha sonra ise malum Kenan ile askerde yaşadıkları ve yıllar sonra onun köyüne yerleşmesi.



Kitap hakkında çok spoiler verdim ama şu aralar beni çarpacak bir şeyler okumak istiyorum diyorsanız Hasan Ali Toptaş kitaplarını tek tek edinip okumanızı şiddetle tavsiye ederim. Ben yazarı okurken kafamda yazıp,çiziyor kah Ziya olup Kenan ile askerlikte içtikleri Meret'ten çekiyorum bir fırt kah da Kenan olup son nefesimde bile dostumu korumaya çalışıyorum yeri geldi Ziya'nın çocukluğunda vurup öldürdüğü o küçük kuş olup Ziya'nın rüyalarına giriyorum. 








Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

29 Haziran 2016 Çarşamba

Hasan Ali Toptaş - Heba


''Gelecek, geçmişin bok yemesinden başka bir şey değildir zaten biliyorsunuz; ne yaparsak yapalım, bir mucize olmadığı sürece bu gerçeği asla değiştiremeyiz.''


Hasan Ali Toptaş külliyatını devirmeye devam okuyucu çünkü Hasan Ali okunmalı, okunmakla kalmamalı, tek tek satır satır yazdıklarını didiklemeli, doyasıya sevmeli,acaba buradaki esrar ne diye kafayı bir oraya bir buraya ışınlamadır kitaplarını okurken. 


Hasan Ali Toptaş okumayalı çok uzun oldu bende vakit vakitti dedim ve kütüphaneye gidişimde Heba kitabını hemen alıverdim. 



Heba


Heba'yı okurken nedense aklım sık sık Hakan Günday'a gitti onun son okuduğum kitapların üzerinden bi hayli zaman geçmesine rağmen bu iki yazarı bazı noktalarda çok buluşturdum elbette ikisinin de tarzı çok farklıydı ancak ben kitabı okurken Günday'ı çok andım :)



Kitabın konusuna gelince Ziya ve Kenan Urfa'da bir sınır karakolunda askerliklerini beraber yapmışlardır bu beraberlikleri ikisinin çok iyi iki arkadaş olmasına vesile olmuştur. Ziya'nın ve Kenan'ın askerlikleri boyunca yaşadıkları bunalımlar, korkular, çaresizlikle baş etmek için Ziya'nın sığındığı şeyler kitabın genel hattını oluştururken yan rolde rol alan ancak kitabın son sayfalarında kendini iyiden iyiye okuyucuya hissettiren Ziya'ya bırakıyor yerini.  O sınır karakolunda askerlerin yaşadıkları, sefaletin,aşağılanmanın dibini görürken biz aynı vakit bu iki arkadaşın yaşamla ölüm arası gel gitlerine de şahitlik ediyoruz. 



Kitabın büyük çoğunluğu bilinç akışı tekniği ile işlenmiş kitabın başlarında karısın ve doğmamış oğlunu bir patlama sonucu kaybeden acılı eş- baba durumunda seyrediyoruz onu daha sonra ev sahibesi Binnaz Hanım'a evi teslim ederken bırakmak istediği anahtarlardan, çocukluğunda aslında hiç vurmak istemediği ve ölümüne sebep oldu o serçe'ye yol alıveriyoruz bir anda daha sonra ise malum Kenan ile askerde yaşadıkları ve yıllar sonra onun köyüne yerleşmesi.



Kitap hakkında çok spoiler verdim ama şu aralar beni çarpacak bir şeyler okumak istiyorum diyorsanız Hasan Ali Toptaş kitaplarını tek tek edinip okumanızı şiddetle tavsiye ederim. Ben yazarı okurken kafamda yazıp,çiziyor kah Ziya olup Kenan ile askerlikte içtikleri Meret'ten çekiyorum bir fırt kah da Kenan olup son nefesimde bile dostumu korumaya çalışıyorum yeri geldi Ziya'nın çocukluğunda vurup öldürdüğü o küçük kuş olup Ziya'nın rüyalarına giriyorum. 








0 yorum:

Yorum Gönder