Hayattan Notlar -2

Genel olarak şöyle bir çevreme baktığımda hemen herkesin bir mutsuzluk dalgasıyla kaplı olduğunu görüyorum be sevgili okur.  Bu son yıllarda daha da arttı galiba hele geçen yıl darbesiydi, komşu ülkelerle yaşanılan krizdi, öldürülen yüzlerce masumdu derken kimselerin tadı-tuzu kalmadı. Dünya içinde bu saydığım şeyleri genelleyebilir hatta çoğaltabiliriz bile. Misal kutuplardaki buzulların erimesiyle başlayan ekolojik dengenin yerle bir olması,tecavüzcülerin, çocuk istismarcılarının artması,dünya genelinde açlıktan ölen insanların sayısında ciddi artışların olması eli çeneye dayayıp ''Dünya'nın boku çıktı be Allahım'' dememize sebep olmakta hayattan çok da bir beklenti içine girmemize sebep olmaktaydı.




 Peki ama ne olacaktı bu dünyanın koşuşturması arkasından atlı kovalarcasına,nefessiz kalırcasına koşuyor koşuyor da hızına yetişemiyorduk.  Hepimiz teknoloji manyağıydık bir kere kafamızı o akıllı dediğimiz telefonlardan kaldırmıyor Candy Crush denen zıkkımı oynuyor bok görünümlü olan Pou karakterini her yarım saatte bir besleyip, sıçtırıyor, tıpkı bir evcil hayvan gibi temiz hava alsın diye dolaştırıyor egzersiz yaptırıyorduk. 


Türkiye'de internet kullanma oranı Avrupa ülkelerine kıyasla yüksek ama son baktığımızda çocuklarımızın Matematik-Fen gibi alanlarda vasat olduğunu hala doğru dürüst kitap okuyamadıklarını üzülerek görüyorum ben bir eğitimci olarak.


Staj için gittiğim bir okulda ellerinden düşürmedikleri telefonlarıyla beni dehşete salan sevgili ergen arkadaşlarım öğretmenlerinin önünde hiç sakınmadan el hareketi çekince, ağza dahi alınmayacak sözler söyleyince ufak çaplı bir sarsıntı geçirmiş ''Ya hu ben bu bebelere mi öğretmenlik mi yapacağım. '' diye veryansın etmiştim. Elbette geneli böyle değil yeni neslin ama 100 kişiden maalesef 35'i böyle olunca insan bunun yayılmasından bir hayli korkuyor.



Peki biz neden bu kadar uzaklaştık birbirimizden,en çok da kendimizden. Mutsuzluk ruhumuzu nasıl kemirdi ne ara arkadaşlarımızla buluştuğumuzda çay-kahve muhabbeti yapacakken telefonlarımıza gömülür olduk, hiç konuşmadan geçirilen saatlerin sonunda kimse kimsenin yüzüne bakmadan biten bir buluşma nasıl oldu da bu kadar çabuk bitebiliyordu ? 


Başkalarının söylediği her şeyi kabullenen hiç ikiletmeyen kabul eden biz bu yabancılaşma yüzünden kim kiminle nerede ne yemek yemiş, neredeymiş, kiminle berabermiş, ne giymiş sorularının cevaplarını neden bu kadar önemser olduk.

Mutluluğu İnstagramda şunu giydim, şunu yedim, şuraya gittim etiketiyle paylaşıp, paylaşılan bu fotoğrafın alacağı like'da mutluluğu arayanlar kusura bakmasınlar siz dibinize kadar mutsuzsunuz.

Yorumlar

  1. Cok guzel bir yazi olmus. Soyledigin gibi nasil bir toplum olduk. En cok da bu akilli telefonlar 3 yasindakinin bile elindeyse gelecek toplum insanlar cocuklarimiz nssil olacak korkmamak elde degil.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Haydar Ergülen - Öyle Küçük Şeyler

Tiyatro - Annemin Son Çılgınlıkları

Zülfü Livaneli - Elia ile Yolculuk