22 Aralık 2016 Perşembe

Sarah Jio - Kelebek Adası

Bu aralar okuma hızım düşünce dedim ki kendi kendime Damla fındık-fıstık niyetine okuyabileceğin bir kitap al kendine de az kafan dağılsın şöyle kolay okunabilen, kafa dağıtmalık cinsinden, bol aşklı-meşkli falan. Böyle düşününce tabisi ki aklıma hemencecik Sarah Jio geldi ve ülkemizde en son çıkan kitabı Kelebek Adası'nı hemen okumaya başladım.


kelebenkinnotdefteri.blogspot.com
Kelebek Adası kitabının kitap kapağını çok sevdim :)
Sarah Jio okuyanlar bilir yazarın hep aynı örgü üzerinde sadece kahramanlarla ve biraz da hikaye ile oynayarak okuyucuyu sıkmayan bir üslubu vardır bu kitapla yazarın diğer kitaplarını karşılaştıracak olursam eğer bu aralarındaki en saçma kitap olmuş diyebilirim :D Saçmalık bakımından en üst sıraları gene kimselere bırakmayan canımız Sarah Jio bu seferde balayında bir tekne gezisinde kaybolan Charlotte ve o tekne gezisinde onunla beraber kaybolup Kelebek Adasına düşen Gray adlı yakışıklı doktorumuz arasında geçen mikemmel aşk hikayesini anlatıyor. 


Charlotte ve Gray bu kimselerin bilmediği adada kalakalıyorlar ve yaşayabilmek için türlü türlü şeyleri midelerine indiriyorlar. Özellikle karıncaları ellerinde ufaltıp ufaltıp yemeleri beni kendimden geçirmedi desem yalan olur :D  

Her neyse bu adada tam tamına iki sene kalan kahramanlarımız tabi ki birbirlerine aşık olmuşlardır anca Charlotte kızımızın '' Ben evime gitmek istiyorum sen ise hiçbir zahmete girmeyip burada kalmaya gönüllüsün.'' deyince iki aşığımız arasında ipler kopar ve aşkına rağmen adaya kadar sürüklenen tekneye atladığı gibi kaçarcasına uzaklaşır esas kızımız.


Bundan sonra okuyacağınız kısımlar ise gerçekten çoluk-çocuğun bile yemeyeceği kısımlar baya bir büyülü gerçekçilik yaşamış içinde yazar o kadar ki çocuk sahibi olamayan Charlotte o adanın efsunu sayesinde hamile kaldı o derece. 


Şimdi bana diyeceksiniz ''Yahu bu kadar yerdin kitabı neden okudun o zaman ? '' Sebebi çok basit sadece kafamı dinlendirmek maksatlı be sevgili okur başka hiçbir sebebi yok. Okuduğum kitaplar zaten çok ağır olunca arada böyle kitaplar okuyarak bir nevi kendi kendimi rahatlatıyorum :) hepsi bu.

Yazarın blogumdaki diğer kitapları Yeşil Deniz Kabuğu için tık tık, Elveda Haziran için tık tık, Gündüz Sefası için tık tık yapıp okuyabilirsiniz. :) 





4 yorum:

  1. Kitap yorumunuzu okuyunca gülümsemedim desem yalan olur,gerçekten ne güzel özetlemişsiniz Sarah Jio'yu:)İlk kitaplarını sıkılmadan,severek okumama rağmen artık olay örgüsünün birbirini çok benzemesinden dolayı el çektim yazarın kitaplarından.-Bu arada posttaki resme bayıldım!Bu aralar en sevdiğim resim bu olacak sanırım:)-Mutlu kalın..

    YanıtlaSil
  2. O battaniye özdilekten mi? Aynısı bende de var :)

    Böğürtlen Kışı'nı okudum sadece. Fena değildi ama kaybolan çocuk teması beni çok perişan etti. Bir daha da elime almadım.

    Bu aralar ben de içinde kaybolmak amacıyla Dan Brown'a sardırdım. Dijital Kale'yi okuyorum tekrar. Kurgu mükemmeldir Dan Brown2da. Mantık hatası neredeyse yoktur. Aşk meşk geride kalır, macera heyecan uçar gidersin. Seversen o tarzı iyi bir seçenek bugünlerde.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Özdilek değil canım benim battaniye :D farklı bir markaya ait. Dan Brown uzun zamandır okumadım bir ara ona da bakmak lazım :)

      Sil

22 Aralık 2016 Perşembe

Sarah Jio - Kelebek Adası


Bu aralar okuma hızım düşünce dedim ki kendi kendime Damla fındık-fıstık niyetine okuyabileceğin bir kitap al kendine de az kafan dağılsın şöyle kolay okunabilen, kafa dağıtmalık cinsinden, bol aşklı-meşkli falan. Böyle düşününce tabisi ki aklıma hemencecik Sarah Jio geldi ve ülkemizde en son çıkan kitabı Kelebek Adası'nı hemen okumaya başladım.


kelebenkinnotdefteri.blogspot.com
Kelebek Adası kitabının kitap kapağını çok sevdim :)
Sarah Jio okuyanlar bilir yazarın hep aynı örgü üzerinde sadece kahramanlarla ve biraz da hikaye ile oynayarak okuyucuyu sıkmayan bir üslubu vardır bu kitapla yazarın diğer kitaplarını karşılaştıracak olursam eğer bu aralarındaki en saçma kitap olmuş diyebilirim :D Saçmalık bakımından en üst sıraları gene kimselere bırakmayan canımız Sarah Jio bu seferde balayında bir tekne gezisinde kaybolan Charlotte ve o tekne gezisinde onunla beraber kaybolup Kelebek Adasına düşen Gray adlı yakışıklı doktorumuz arasında geçen mikemmel aşk hikayesini anlatıyor. 


Charlotte ve Gray bu kimselerin bilmediği adada kalakalıyorlar ve yaşayabilmek için türlü türlü şeyleri midelerine indiriyorlar. Özellikle karıncaları ellerinde ufaltıp ufaltıp yemeleri beni kendimden geçirmedi desem yalan olur :D  

Her neyse bu adada tam tamına iki sene kalan kahramanlarımız tabi ki birbirlerine aşık olmuşlardır anca Charlotte kızımızın '' Ben evime gitmek istiyorum sen ise hiçbir zahmete girmeyip burada kalmaya gönüllüsün.'' deyince iki aşığımız arasında ipler kopar ve aşkına rağmen adaya kadar sürüklenen tekneye atladığı gibi kaçarcasına uzaklaşır esas kızımız.


Bundan sonra okuyacağınız kısımlar ise gerçekten çoluk-çocuğun bile yemeyeceği kısımlar baya bir büyülü gerçekçilik yaşamış içinde yazar o kadar ki çocuk sahibi olamayan Charlotte o adanın efsunu sayesinde hamile kaldı o derece. 


Şimdi bana diyeceksiniz ''Yahu bu kadar yerdin kitabı neden okudun o zaman ? '' Sebebi çok basit sadece kafamı dinlendirmek maksatlı be sevgili okur başka hiçbir sebebi yok. Okuduğum kitaplar zaten çok ağır olunca arada böyle kitaplar okuyarak bir nevi kendi kendimi rahatlatıyorum :) hepsi bu.

Yazarın blogumdaki diğer kitapları Yeşil Deniz Kabuğu için tık tık, Elveda Haziran için tık tık, Gündüz Sefası için tık tık yapıp okuyabilirsiniz. :) 





4 yorum:

Uzun Hikaye on 23 Aralık 2016 00:00 dedi ki...

Kitap yorumunuzu okuyunca gülümsemedim desem yalan olur,gerçekten ne güzel özetlemişsiniz Sarah Jio'yu:)İlk kitaplarını sıkılmadan,severek okumama rağmen artık olay örgüsünün birbirini çok benzemesinden dolayı el çektim yazarın kitaplarından.-Bu arada posttaki resme bayıldım!Bu aralar en sevdiğim resim bu olacak sanırım:)-Mutlu kalın..

ELİF sarı on 23 Aralık 2016 00:16 dedi ki...

O battaniye özdilekten mi? Aynısı bende de var :)

Böğürtlen Kışı'nı okudum sadece. Fena değildi ama kaybolan çocuk teması beni çok perişan etti. Bir daha da elime almadım.

Bu aralar ben de içinde kaybolmak amacıyla Dan Brown'a sardırdım. Dijital Kale'yi okuyorum tekrar. Kurgu mükemmeldir Dan Brown2da. Mantık hatası neredeyse yoktur. Aşk meşk geride kalır, macera heyecan uçar gidersin. Seversen o tarzı iyi bir seçenek bugünlerde.

Damla EKER on 25 Aralık 2016 02:36 dedi ki...

Beğenmenize çoooook sevindim :)

Damla EKER on 25 Aralık 2016 02:37 dedi ki...

Özdilek değil canım benim battaniye :D farklı bir markaya ait. Dan Brown uzun zamandır okumadım bir ara ona da bakmak lazım :)

Yorum Gönder