Dizi Tavsiyesi - Black Mirror

Bu ara yazacaklarımın zirveye ulaştığı bir hafta başından herkese merhaba. Yazacaklarım çoğaldı çünkü izlediklerim,okuduklarım,gördüklerim dağ gibi oldular ve buraya aktarılmayı bekliyorlar. Sizleri de çok yazı yazarak bıktırmak istemiyorum ama her gün neredeyse bir kitap bitiriyorum ve her hafta yeni bir tiyatro oyununa gidiyorum ya da yeni bir dizi veya bir film izliyorum haliyle buraya çok fazla yazasım var ancak zamanım da pek olmuyor. 


Bugün kitap ya da tiyatro oyunu yerine uzun zamandır yazmak istediğim bir postla buradayım. Bir kaç hafta önce bitirdiğim ve beni uzun süre etkisinde bırakan Black Mirror dizisinden biraz bahsetmek istiyorum size. 


Black Mirror yayın hayatına 2011 yılında başladı. 

Bu diziyi bana bir arkadaşım tavsiye etmişti tabi o zaman Orphan Black'i izliyordum ve araya bu diziyi almak istemedim. Haliyle dizi bitince araya birkaç Kore dizisi girdi ve tamamen olmasa da ben bu diziyi izlemeyi bir süre erteledim. Sonra Kore dizilerimi de tüketince araya bu diziyi almak istedim. Araştırdım ve bir saatlik sürelerle üç sezonluk toplamda 7 bölümlük bir dizi olduğunu görünce sevinip izlemeye başladım.




Daha ilk bölümüyle dizi beni resmen yere yatırdı desem herhalde çok da abartmış olmam. Dizinin bölümleri ile ilgili konuşmadan önce diziyle ilgili birkaç bilgi vermek istiyorum. Yayın hayatına 2011 yılında sessiz sedasız başlayan Black Mirror ( Kara Ayna ) başta çoğu kimsenin ilgisini çekmemiş hatta hala şu anda bile çoğu kişinin bu dehşet diziden haberi var mı belirsiz. Zamanla kendine kemik bir izleyici kitlesi edinen dizi, ses getirmeye başlamış ve bununla birlikte distopik kurgu sevenlerin bir numaralı dizisi olmayı başarmış.


Diziyi bilmeyenler için biraz anlatırsak; her bölümü farklı oyuncularla,farklı senaryoyla, farklı yönetmenlerle çekilen muazzam bir dizi. Distopik denilince hemen aklınıza uçuk kaçık şeyler gelmesin. Black Mirror bize aslında çok da yabancı olmadığımız bir geleceği işaret ediyor ve bunu çarpıcı örneklerle bize anlatıyor üstelik bunu çok da başarılı yapıyor.


Dizi daha çok teknolojik gelişmelerden bunun hayatımıza nasıl yansıdığından ( özellikle olumsuz ) bahsediyor.  Göze takılan aparatlar, beyne kaydedilen vericiler, anılarımızı saklamak ve tekrar tekrar izlemek için kulak arkasına yerleştirilen minik cipler, sanal kişilikler vs. vs. bunlardan sadece birkaçı.


Bence dizinin en vurucu bölümleri  The National Anthem ve White Bear. Özellikle White Bear bölümü beni çok fazla sarstı. Diziyi izlemeyenler için spoiler vermek istemiyorum izleyin ve görün hapis cezası yerine mahkuma böyle bir şey yapsalar herhalde dünyada kötülüğün bırakın k'sını izi tozu bile kalmazdı. 


Ama hadi merak edenler için ilk sezon ilk bölümden biraz tüyo vereyim. İlk bölümde İngiliz Kraliyet ailesinden prenses Susannah kaçırılıyor ve kaçıranlar İngiltere başbakanından bir domuzla cinsel ilişkiye girmesini istiyor. Üstelik bu canlı yayında ve tüm ülkenin seyredilmesi şartıyla. Yüzü net bir şekilde görülmeli ve bu gerçek bir domuz olmalı.  İçinizden ''yok artık!'' dediğinizi duyar gibiyim ama bu nidayı sadece ben değil yapımcı ve senaristte duymuş olacak ki çok cesurca ve kimsenin tahmin bile edemeyeceği bir senaryoyla kafa göz dalıyor seyirciye ve bize de afallamak düşüyor.


Üçüncü sezonda yine en çok dikkat çeken bölümlerden olan ve sosyal medyanın hayatımızın içine sıçtığının bir göstergesi olarak gördüğüm Nosedive bölümü yine dizinin en çok dikkat çeken ve doğruluk payının zirve yaptığı bölümlerden biri oldu bana göre.  Bütün sosyal medya hesaplarının Twitter, Facebook, İnstagram vs. nasıl hayatımıza yön verdiğini ve bizi birer beğenilme manyağına çevirdiğinin esaslıca kanıtı olmuş. Yani ne kadar layksanız o kadar fenomensiniz ya da o kadar çevreniz var geyiği burada açıkça işlenmiş. 





Siz siz olun 7 bölümü art arda izlemeyin psikolojiniz bozulabilir :)  Ben diziyi genel anlamda çok gerçekçi ve etkileyici buldum eğer sizde kısa ama vurucu bir dizi arıyorsanız bu dizi tam sizlik :)






Yorumlar

  1. Bende şu an seyrediyorum ve White Bear fazlasıyla ilgi çekiciydi. Bir mahkum için tekrar tekrar aynı anları yaşatmak en acıklı ceza olabilirdi. Ama fazlasıyla mantıklı. Artık bedenler değil zihinler hapis edilmeli, ediliyor. Dizi çok büyük dersler veriyor tabii ki anlayana.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben çok sevdim ve dizinin verdiği mesajlar kesinlikle muhteşem :)

      Sil
  2. Çok ilgimi çekti. Hemen başlayayım bu diziye.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Vakit kaybetmeyin bence günümüzü çok iyi özetliyor :)

      Sil
  3. ilk iki bölümü beğenmediğim için bıraktım ama sanırım devam edeceğim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İlk bölüm belki biraz fazla cesaret içeriyor ama sonraki bölümler gerçekten çok dehşet akılda kalıcı :)

      Sil
  4. Dizi çıktığında ilk bölümü izlemişim ama sonra izlediğimi unutmuşum Damla :D Geçenlerde ilk bölümü tekrar izleyince hatırladım :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bitir hemen :D bende şimdi Sherlock'a başladım

      Sil
    2. Sherlock nasıl, süper değil mi? :D

      Sil
    3. Bayıldııııım :D

      Sil
  5. Benim favorilerim arasında yer alan bir dizi. Her bölümün sonunda şok etkisiyle kalkıyorum yerinden. Anlatmaya çalıştığı şeyler işaret ettiği gelecek o kadar doğru ve vahim ki izledikçe bir şeyler yapmak lazım diye gaza geliyorum. Ama yine de tıpkı dizide de bahsettiği gibi sessizce yerimde oturmaya devam ediyor ve olanları izlemekle yetiniyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hepimiz buna şartlandırıldık ama ölümcül uykumuzdan uyanmamız ve çevremize daha duyarlı olmamız için iyi sebepler sıralamış dizi :)

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Haydar Ergülen - Öyle Küçük Şeyler

Tiyatro - Annemin Son Çılgınlıkları

Zülfü Livaneli - Elia ile Yolculuk