Yusuf Atılgan - Anayurt Oteli

'' Ne ölü, ne sağ'' bir yaşamın kahramanı Zebercet.''

Bunalım edebiyatının başyapıtı desek Anayurt Oteli için yanlış olmaz. Defalarca okusanız da her bir okumanızda farklı tatlar alabileceğiniz, içerisinde çok anlamlar barındıran Türk Edebiyatının mihenk taşlarından olan Yusuf Atılgan'ın eşsiz eseri Anayurt Oteli sizi defalarca kendinizle ve yalnızlığınızla sorgulatacak derecede muhteşem bir eserdir. 


Ne ölmeyi ne de yaşamayı başarabilen Zebercet gözünü hayata açtığı andan itibaren yalnızlığıyla baş etmeye çalışır bu öyle bir şey olmuştur ki artık babası öldükten sonra ona kalan miras olan Anayurt Oteli'nde de sessiz sedasız yaşantısını sürdürmeye devam etmiştir. 


kelebenkinnotdefteri.blogspot.com
Ömer Kavur'un senaryolaştırarak 1987 yılında filme çektiği Anayurt Oteli büyük ilgi görmüştür.

Bilinçakışı tekniği ile yazılmasına rağmen okurken hiç zorlanmamakla beraber Zebercet'in yaşamından kareleri okurken aslında bir nevi kendi yaşamımızı da sorguluyoruz. 


Birbirine benzeyen tek düze ve sıradan bir yaşamın içinde debelenen,günleri birbirinin aynı olan, küçükken annesini kaybeden ve onun sevgisinden çok erken bir yaşta mahrum kalan Zebercet babasının da askerden döndükten sonra ölmesiyle hayatta yapayalnız kalır. 


Yalnızlığı  o kadar içine işlemiştir ki Zebercet'in sıcak bir nefese, bir hayat belirtisine ihtiyaç duyar. Onun bu bunalımlı yaşamına bir gün ışık olacak bir gelişme yaşanır. Gecikmeli Ankara treniyle gelen ve bir gece otelde kalan kadın Zebercet'in yaşamı için bir nevi bir sessiz geçen günlerinin ''Dur'' işaretidir. O geceden sonra bir daha geleceğim diyen kadının yolunu gözleyen ve her gün onun gelmesini bekleyen genç adam, kadının artık gelmeyeceğini anladığında büyük bir çaresizlik yaşar ve yalnızlığının kopkoyu sularına dalıp çıkmamacasına dalmak, her şeyi ve herkesi boş vermek ister bu yüzden de otele gelenleri otel dolu veya otelde tamirat var kapalıyız deyip yollayarak tamamen kabuğuna çekilir.

Zebercet'in bu çekilişi bir başlangıcın değil aslında acı bir sonun da habercisi niteliğindedir. Bir süre amaçsızca gezinen,insanları gözlemleyen genç adam cinselliğinin sınırlarını sorgulamakta, kendi cinsine ilgi duyarken bir taraftan da otelde çalışan kadınla beraber olarak iki yönlü kişiliğinin farkına varmaktadır. 


'' - Film iyiydi değil mi abi ?
  - iyiydi, deyip gülümseyip 
   Ne çok yalan söyleniyordu yeryüzünde; sözle,yazıyla,resimle ya da susarak.. '' 


Filminin 1987 yılında Ömer Kavur tarafından çekildiğini ve döneminde çok ses getirdiğini söylemek lazım. O dönem için filmdeki bazı cinsellik içeren sahneler çok cesurca. Özellikle Zebercet rolünü hakkıyla veren Macit Koper'i ve temizlikçi Zeynep rolüyle Serra Yılmaz'ı unutmamak gerek.

Yorumlar

  1. Güzel bir kitabı güzel yorumlamışsınız.Emeğinize sağlık.:)

    YanıtlaSil
  2. Ben yazarın sadece bir kitabını okuyabildim. Ancak yazarın dilini seviyorum. :) Bu kitabını da beğenirim diye düşünüyorum :) Teşekkür ederim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bence de çok beğenirsin muhakkak bütün kitaplarını oku :)

      Sil
  3. Aylak adamı da okumanızı tavsiye ederim. Film önerileri için bloguma beklerim .
    http://crazyinmoviess.blogspot.com.tr/

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Haydar Ergülen - Öyle Küçük Şeyler

Tiyatro - Annemin Son Çılgınlıkları

Nermin Yıldırım - Dokunmadan