9 Haziran 2017 Cuma

Ercan Kesal - Peri Gazozu

''Vicdanımız kuruyor. Babalarını erken kaybetmiş yetim çocukların masum başlarını koyacakları göğüsler çoktan çöktü, farkında mısınız?  Göğüs çöktükçe zulüm tepemizde kalıyor. Kavisli ve dolaşık geçmişimizse, bozuk düzenimizin telleri olmuş. Duyduğunuz sesler bu yüzden içli ve bu kadar derinden geliyor.''


Ercan Kesal ve Peri Gazozu kitabından bahsetmek istiyorum bugün size. Yine yakın bir zamanda okuduğum en içli ve en dokunaklı kitaplardan biri diyebilirim bu kitap için. Samimi ve sıcak sözleri, kendi hayat hikayesinden parçaları öyle güzel bizlerle paylaşmış ki Ercan Kesal duygulanmamak elde değil doğrusu.



kelebenkinnotdefteri.blogspot.com
İletişim Yayınları - Peri Gazozu
Kitabın adı: Peri Gazozu

Yazarı: Ercan Kesal 

Yayınevi: İletişim Yayınları

Sayfa sayısı: 198



Öncelikle bu kitap bir hikaye kitabı değil, hikaye kitabı gibi lanse ettirilmesinden de hiç hoşlanmadım. Kitabın büyük çoğunluğu yazarın anılarından oluşuyor. Ercan Kesal'ın çocukluğu,gençliği,üniversite döneminde yaşadıkları ve elbette 1980 darbesi ve sağ-sol çatışması. 



Edebiyatta sevmediğim tek şey vardır o da işin içine siyasetin karışması. İnanın bunu çok sevmemekle birlikte hoşlanmıyor,itici buluyorum. Kitap genel anlamda duygu yoğunluğu on numara olan bir eser ancak bir zaman sonra darbe ve yaşanan onca şeyin tek taraflı anlatılması ve olaylara objektif bir bakımdan bakılamaması açıkçası beni yordu ve sıktı ne yalan söyleyeyim. Bu tip anı kitaplarından benim aradığım olaylara biraz da objektif yaklaşmaktır ama yazarın '' Hep biz çektik acıyı,sızıyı'' tavrı beni bir süre sonra sıktı. 


1980 darbesinden öncede Türkiye darbeler yaşadı. Çok acılar,çileler çekti çok fazla genç insan bu tarz olaylara kurban gitti. Anlatılmak istenenin dışına çıkmak, edebiyatı siyasete bulaştırmak iyi değil ben bunu bilir,bunu söylerim.


Yazarın anıları o kadar güzel ve samimi ki zaten sizi içine çekip alabilecek cinsten. Genel anlamda sevdim tabi ki ama illa okuyun da diyemiyorum. :)






2 yorum:

  1. Yazarın anılarından oluşan bir kitapta objektiflik beklemek biraz ütopik geldi bana. Yani okur yazarın kimliğinden, kimliğini bilmese bile yazdıklarından subjektif olduğunu kolaylıkla anlayacaktır zaten. Bence aslolan yazarın kalemindeki samimiyetti. Okusunlar, ben de tavsiye ederim.

    YanıtlaSil

9 Haziran 2017 Cuma

Ercan Kesal - Peri Gazozu


''Vicdanımız kuruyor. Babalarını erken kaybetmiş yetim çocukların masum başlarını koyacakları göğüsler çoktan çöktü, farkında mısınız?  Göğüs çöktükçe zulüm tepemizde kalıyor. Kavisli ve dolaşık geçmişimizse, bozuk düzenimizin telleri olmuş. Duyduğunuz sesler bu yüzden içli ve bu kadar derinden geliyor.''


Ercan Kesal ve Peri Gazozu kitabından bahsetmek istiyorum bugün size. Yine yakın bir zamanda okuduğum en içli ve en dokunaklı kitaplardan biri diyebilirim bu kitap için. Samimi ve sıcak sözleri, kendi hayat hikayesinden parçaları öyle güzel bizlerle paylaşmış ki Ercan Kesal duygulanmamak elde değil doğrusu.



kelebenkinnotdefteri.blogspot.com
İletişim Yayınları - Peri Gazozu
Kitabın adı: Peri Gazozu

Yazarı: Ercan Kesal 

Yayınevi: İletişim Yayınları

Sayfa sayısı: 198



Öncelikle bu kitap bir hikaye kitabı değil, hikaye kitabı gibi lanse ettirilmesinden de hiç hoşlanmadım. Kitabın büyük çoğunluğu yazarın anılarından oluşuyor. Ercan Kesal'ın çocukluğu,gençliği,üniversite döneminde yaşadıkları ve elbette 1980 darbesi ve sağ-sol çatışması. 



Edebiyatta sevmediğim tek şey vardır o da işin içine siyasetin karışması. İnanın bunu çok sevmemekle birlikte hoşlanmıyor,itici buluyorum. Kitap genel anlamda duygu yoğunluğu on numara olan bir eser ancak bir zaman sonra darbe ve yaşanan onca şeyin tek taraflı anlatılması ve olaylara objektif bir bakımdan bakılamaması açıkçası beni yordu ve sıktı ne yalan söyleyeyim. Bu tip anı kitaplarından benim aradığım olaylara biraz da objektif yaklaşmaktır ama yazarın '' Hep biz çektik acıyı,sızıyı'' tavrı beni bir süre sonra sıktı. 


1980 darbesinden öncede Türkiye darbeler yaşadı. Çok acılar,çileler çekti çok fazla genç insan bu tarz olaylara kurban gitti. Anlatılmak istenenin dışına çıkmak, edebiyatı siyasete bulaştırmak iyi değil ben bunu bilir,bunu söylerim.


Yazarın anıları o kadar güzel ve samimi ki zaten sizi içine çekip alabilecek cinsten. Genel anlamda sevdim tabi ki ama illa okuyun da diyemiyorum. :)






2 yorum:

Abdullah ÖZER on 11 Haziran 2017 07:11 dedi ki...

Yazarın anılarından oluşan bir kitapta objektiflik beklemek biraz ütopik geldi bana. Yani okur yazarın kimliğinden, kimliğini bilmese bile yazdıklarından subjektif olduğunu kolaylıkla anlayacaktır zaten. Bence aslolan yazarın kalemindeki samimiyetti. Okusunlar, ben de tavsiye ederim.

Damla EKER on 19 Haziran 2017 09:36 dedi ki...

Herkesin görüşü kendinedir :)

Yorum Gönder