Nihan Kaya - Disparöni ve Yaşama Korkusu

Söyleşisinden bugün çıktığım ve dinledikçe dinlemek istediğim yazarlardan Nihan Kaya. Kendisini bu yıl keşfettim ve iyi ki de okumuşum,tanımışım diyorum. Bana okuma serüvenimle ilgili,edebiyat yolculuğumla ilgili çok farklı bakış açıları kazandırdı. Bugün onu dinlerken gerçekten psikanaliz'e ilgi duyduğumu keşfettim. Vakti olsaydı da o anlatsaydı ben hep dinleseydim modundaydım çok sevdim öyle böyle değil. 


'' O kadar uzun zamandır bekliyorum ki artık beklemenin kendisine dönüşmüş gibiyim. Beklemek bütün vaktimi alıyor, bütün ömrümü, hayatımı kaplıyor. Kendisinden başka hiçbir şeye yer bırakmayacak şekilde kaplıyor.''


Nihan Kaya'yı blogu takip edenler bir önceki posttan anımsarlar zaten hadi gelin şimdi yazarın benim en son okuduğum kitabıyla devam edelim yani Disparöni ve Yaşama Korkusu ile :)



Nihan Kaya ile ilk tanışma kitabım Buğu idi sonra başka kitaplarını aradım taradım artık kitapları başka bir yayın evinden çıkacağı için ( İthaki ) beklemeye karar verdim en nihayetinde Disparöni kitabıyla devam etme kararı aldım ve benim için son derece iyi bir tercih olmuş olduğunun kitabı bitirince farkına vardım.


Disparöni, Feraye ve Cem adlı iki kişinin hayatlarının iç içe geçişlerini anlatıyor. Bir yanda ikiz kız kardeşini kaybettikten sonra kendini bulamayan, hayatı son derece durağan ve sessiz ilerleyen o karmaşık yaşamın içine girmeyi her defasında istemeyen Feraye, bir yandan babasının Nobel ödüllü bir bilim adamı olması yüzünden onun soyadının altında ezilen ve küçük yaşta babasını kaybeden Cem. İşte bu iki zıt kişiliğinin yollarını bir şekilde okul sıralarında kesişiyor ve her nedense birbirlerinin yaşamları birbirlerine zıt olmasına rağmen sanki huzuru birbirlerinde buluyorlar ya da Feraye yaşamayı reddettiği o hızlı ve tüketici hayatı Cem de soluyor her defasında, Cem de sırtını döndüğü ve yüzüne bile bakmadığı yatay, durağan yaşamının içinde Feraye de soluk alıyor her defasında. 


Disparöni, biraz da rahatsızlık veren bir roman. Feraye'nin zengin bir ailesi olmasına rağmen onların parasını ve imkanlarını reddedip kendi kendine var olmaya çabaladığı ancak her defasında çevresindeki insanların ona ailesinin, parasının ve imkanlarının hatırlatılıp ''Senin çalışmaya ihtiyacın yok var olmaya da '' dedirttiren bir yaşama uğraşı aslında okunulan tabi bir de olayın Cem tarafı var ki küçük yaşta babasının kaybı ile yaşadığı ve onun izinden gitmelerini istediği ailesinin tüm ısrarlarına rağmen tam tersi yaşamayı seçen bir kişilik Cem. Bunu yaparken ailesinden, onların isteklerinden ve en çok da babasının o ödül uğruna canını vermesinden ötürü bir nevi intikam alıyor hayattan. 


Kitabı bayılarak okuduğuma söylememe gerek yok çünkü beni manevi anlamda çok tatmin etti ve farklı açılar kazandırdı. İlk defa kendimi bir kitabı okurken bu kadar muazzam bir haz yaşarken duyumsadım. Yazarın diğer kitaplarını da okudukça sizinle paylaşacağım canım okur :)

Yorumlar

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Ayfer Tunç - Aşıklar Delidir ya da Yazı Tura

Kemal Varol - Sahiden Hikaye

Zülfü Livaneli - Elia ile Yolculuk