Sinan Akyüz - Piruze Şam'da Bir Türk Gelin

'' Körün kuyuya düşmesine şaşılmaz;asıl şaşılacak şey yol bilen kişinin düşmesidir.''


Okuma hızımı arttırmak için çerez kitaplara yöneldim bir kaç gündür haliyle şimdi size az biraz anlatacağım kitap ise daha önce yazarın Şahika ve Feraye ve İncir Kuşları adlı kitaplarını okuduğum Sinan Akyüz'ün Piruze Şam'da Bir Türk Gelin kitabı.





Öncelikle kadın-erkek ilişkileri üzerine kitaplar okumayı seviyorsanız sizi şöyle alayım çünkü bu kitap yazarın diğer kitapları gibi aşk,evlilik sonrası kadın-erkek ilişkileri üzerine yoğunlaşmış bir kitap.


Sizi edebi bir yönden beslemeyen ama şu ara girdiğim okuma hızımı yükseltmeye yönelik çerez kitaplardan biri Piruze. Yazarın daha önce iki kitabını okuduğum için nasıl yazdığını,edebi yönünü ve kurgusunu bildiğimden yabancılık çekmedim. Dili oldukça basit,hikayeyi uzatmak için gereksiz saçmalıklara yer verip sizi sadece sonunda ne olacak acaba? cinsi merakınıza yenik düşüp kendi kendini okutturacak bir kitap ki bu kitabın ikincisi de varmış onu da kütüphanede bulursam alıp okurum diye düşünüyorum. 


Kitabın konusuna gelirsek; Bir diplomat kızı olan Piruze anne ve babasıyla babasının işi nedeniyle ülke ülke dolaşmaktadır. Bir gün babasının tayini Şam'a çıkar ve bu ülkeye yerleşmek zorunda kalırlar. Piruze bu ülkeyi sevemez bir türlü en büyük hayali Londra'da master yapmak ve orada yaşamaktır. 

Piruze Şam'a alışmaya çalışırken bir gün gittiği partilerden birinde ülkenin en köklü ve zengin ailelerinden biri olan Wassim Tabba'ya aşık olur ki bu aşk karşılıklıdır Wassim de Piruze'yi görür görmez vurulmuştur. 


Hikayenin bundan sonrası genç kızın kendi kültüründen olmayan bu Arap erkeğiyle evlenip Şam'a iyice yerleşmesi, kocasının onu defalarca aldatması,kültür farklılıkları ve kadının sürekli dayak yemesini konu alır. 


Kitabın içinde kadının toplumdaki yerine vurgu yapılmış aslında güzel mesajlar var ama kitap o kadar bayık bir dille yazılmış ki dediğim gibi sadece merak ettiğim için okudum. Serinin ikinci kitabı da Piruze ve Oğulları adını taşıyor denk gelirse onu da hikayenin diğer tarafını okumak için alabilirim :)

Yorumlar

  1. Benim babaannem de babasının görevi nedeniyle Üsküdar dan Şama gitmiş hemde 1930 da .. 1935 te falan da dedemle tanışmış orada, dedem de o sırada iş için oradaymış. Sonra Türkiye ye dönmüşler ama İstanbula değil Tarsus a babaanneme tam şok durumu

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Haruki Murakami - Rüzgarın Şarkısını Dinle

Murat Gülsoy - Baba,Oğul ve Kutsal Roman

Ayfer Tunç - Aşıklar Delidir ya da Yazı Tura